YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14527
KARAR NO : 2009/12693
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan Pagysa AŞ.’ye ait işyerinde toplam 2139 gün ve Vesta AŞ.’ne ait işyerinde 2005 Mart ayında 30 gün çalıştığının ve Kuruma bildirilmediğinin tespitiyle fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak, davalı Pagysa AŞ. tarafından ödenmesi gereken 500 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı şirketlere ait iş yerinde yük boşaltma işçisi olarak 10.02.1992-03.04.2005 tarihleri arasında geçen ve eksik bildirilen çalışmalarının tespiti ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalılardan Pagysa A.Ş tarafından ödenmesi gereken 500,00 YTL Kıdem tazminatının faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemece hizmet tespiti davasının reddi ile 500,00 YTL Kıdem tazminatının akdin feshi tarihinden itibaren 1 yıllık mevduata uygulanacak faiz oranı ile birlikte davalı işverenlerden tahsiline karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Pagysa A.Ş adına tescilli 6540445 sicil nolu iş yerinden 10.09.1992, 10.02.1993, 05.09.1994, 01.10.1997, 28.09.1999, 12.09.2000, 04.09.2001, 03.09.2002, 04.08.2003, 22.09.2004 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kurum verildiği, 10.09.1992-30.11.1992 tarihleri arasında 70 gün; 10.02.1993 tarihinden itibaren 1993/1 döneminde 77 gün, 1993/2 döneminde 97 gün; 05.09.1994- 30.08.1995 tarihleri arasında 1994/3 dönem 85 gün, 1995/1 dönem 60 1995/2 dönem 60 gün, 01.10.1997- 01.05.1999 tarihleri arasında 1997/3 dönem 75 gün, 1998/1 dönem 109 gün, 1998/2 dönem 60 gün, 1998/3 dönem 84 gün, 1999/1 dönem 51 gün; 28.09.1999- 31.07.2000 tarihleri arasında 1999/3 dönem 62 gün, 2000/1 dönem 120 gün, 2000/2 dönem 90 gün, 12.09.2000 -31.07.2001 tarihleri arasında 2000/3 dönem 1109 gün, 2001/1 dönem 120 gün, 2001/2 dönem 117 gün; 04.09.2001-31.07.22002 tarihleri arasında 2001/3 dönem 117 gün, 2002/1 dönem 120 gün, 2002/2 dönem 90 gün, 03.09.2002-21.09.2004 tarihleri arasında 2002/3 dönem 118 gün,2003/1 dönem 120 gün, 2003/2 dönem 88 gün, 2003/3 dönem 120 gün, 2004/1 dönem 120 gün, 2004 yılı,7,8, aylarında 30’ar gün 9 alında 21 gün; davalı Vesta Tarım Ürünleri A.Ş adına tescilli 1067395 sicil nolu iş yerinden 22.09.2004 tarihinden itibaren 03.04.2005 tarihine kadar her ay 30 gün kesintisiz çalışmasının ve 03.04.2005 tarihinde çıkışının bildirildiği, işverence ücret bordrolarının mahkemeye ibraz edilmediği, dönem bordrolarının bu bildirime uygun olarak tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda davacı, iş yerinde sürekli çalıştığını ve çalışmalarının eksik Kuruma bildirildiğini iddia ettiğine göre, davacının çalışmasının geçtiği Üzüm işleme Fabrikasının yılın hangi ay veya dönemlerinde faaliyet gösterdiği tespit edilmeden mevsimlik çalışma kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan iş yeri kayılarında bulunan yükleme işinin hangi tarihlerde yapıldığını gösterir kuvetli delil niteliğindeki sevk irsaliyelerinin verilen kesin süreye rağmen getirmeyen iş veren aleyhine delil kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hizmet tespiti ile ilgili istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş, çalışıldığı iddia olunan üzüm işleme fabrikasındaki yükleme işinin mevsimlik iş olup olmadığını emsal iş yerleri de araştırılarak tespit etmek, işin mevsimlik iş olduğunun anlaşılması halinde fabrikanın bulunduğu yerin iklim koşullarına göre yükleme işinin yılın hangi ay veya dönemlerinde yapıldığını uzman kişilere tesbit ettirmek veya meslek kuruluşlarından görüş almak, kuruma bildirilmeyen süreler yönünden de davacı ile aynı dönemde birlikte çalışan ve SSK dönem bordrolarında gösterilen tanıkların beyanları ile birlikte tüm delilleri takdir edip sonucuna göre karar vermektir. Ayrıca davalı işverene iş yerinden yapılan yüklemeleri gösterir sevk irsaliyelerini getirmesi aksi takdirde işin sürekli iş kabul edileceği ihtarını da içerir yeniden kesin süre vermek süreye rağmen sevk irsaliyelerin gönderilmemesi halinde işin sürekli iş kabul edilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre işçilik alacakları ile ilgili davalı işveren şirket vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.