YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15314
KARAR NO : 2009/13305
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 6.3.1983 tarihinden itibaren üç ay çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetki yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 06.03.1981 tarihinden itibaren 3 ay süreyle 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece; “dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, yetkili ve görevli mahkemenin İzmir Iş Mahkemeleri olduğuna,” karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
HUMK 9. maddesinde tanımlanan genel yetki kuralına koşut hüküm içeren 5521 sayılı İş Mahkemeler; Kanununun 5. maddesinde, “Iş mahkemelerinde açılacak her dava açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği, 15. maddesinde; bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HUMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 17. maddesi uyarınca; “Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulunduğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir”.
“Kurum adına işlem yapmaya yetkili bulunmak” şubenin tanımından ortaya çıkan bir sonuç olup, şubenir bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasında tek başına yeterli değildir. Şubenin bulunduğu yer yetkisi, o şubenin yapmış olduğu işlemlerden, davacıya ait işlemlerin yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda geçerli bulunmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu Kars Sigorta II Müdürlüğünden 08.08.2005 tarihinde, izmir ilindeki çalışmalarının istenerek sigortalılık günlerinin toplanmasını, iptal-ibka işleminin yapılarak sigorta sicilinin teke indirilmesini talep ettiği, ilgili sigorta il Müdürlüğünce davacının sigortalılık başlangıcının 16.08.1984 tarihi olduğu ve 14.06.2005 tarihine kadar 6075 gün sigortalılık süresi bulunduğu, yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için, 506 sayılı Yasa’nın geçici 81.maddesinde öngörülen 25 yıllık hizmet süresi,48 yaş şartını yerine getirmesi gerektiğinin,! 1.08.2005 tarihli yazı ile davacıya bildirildiği, davacının sigortalılık başlangıcının 06.03.1981 olarak kabul edilmemesi ve bu tarihten itibaren 3 aylık sürede sigortalı sayılmaması nedeniyle Kars l. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu uyuşmazlık Sosyal Güvenlik Kurumu Kars İl Müdürlüğü işleminden kaynaklanmaktadır. Tüzel kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, tüzel kişilerin yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olmakla birlikte, şube işlemleri nedeniyle açılacak dava, taraf olarak bağlı bulunulan merkez davalı gösterilerek, şubenin bulunduğu yerde de açılabilir.
Davaya konu Kurum işlemi Kars İl Müdürlüğünce yapılmıştır. Uyuşmazlığa konu Kurum işleminin bu şube muamelesinden kaynaklanmış olması karşısında, o yer iş mahkemesi yetkili kabul cdilmclidir.HGK’nun 2008/10-329 E.2008/334 K,16.04.2008 tarihli ilamıda bu yöndedir.Hal böyle olunca yerel mahkemenin davanın esasına girip sonucuna göre karar vermesi gerekirken yetkisizlik kararı vermesi doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.