YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5931
KARAR NO : 2022/8389
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 22.01.2016 gün ve 2015/392 E. – 2016/70 K. sayılı hükmün (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nce 30.01.2018 gün ve 2016/15654 E.- 2018/221 K. sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, HGK’nın 2019/(19)11-718 Esas 2022/274 Karar sayı ve 08.03.2022 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülerek davacı tarafın temyiz itirazları incelenmek üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında görülen ticari ilişki nedeniyle davalıya fazladan ödenen paranın iadesi amacıyla davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının cari hesaptan kaynaklanan alacağa itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip talebinde cari hesaba ilişkin alacağın talep edildiğini, ancak cari hesap dayanağının ne olduğunun belirtilmediğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, kaldı ki davacının dilekçesinde takip dayanağının takip talebinde belirtildiği gibi cari hesap alacağının tahsili amacıyla değil, davalının davacıya yönelik düzenlediği fatura bedelinin sehven fazladan ödenen kısmının tahsiline ilişkin olduğunu belirttiğini, ancak davacının takip talebinde bu hususa dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmayarak, verilen kararda direnilerek, itirazın iptali davası açmakla itiraza uğrayan alacağın mevcudiyeti konusunda ispat yükü kendisinde olan davacının cari hesaba dayalı olarak davalıdan alacağı olduğu yönünde davasını ispat ettiği söylenemeyeceğinden ve eldeki davaya iddiaların genişletilerek istirdat veya başka bir dava olarak devam edilemeyeceğinin anlaşılması nedeniyle davanın reddine, davacı taraf takibinde haksız ve kötü niyetli görüldüğünden 13.189,00 TL’nin %20’si olan 2.637,80 TL’nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HGK’nın 08.03.2022 tarih ve 2019/(19)11-718 Esas ve 2022/274 Karar sayılı ilamıyla, davacı vekilinin tahkikat aşamasına geçildikten sonra cevaba cevap dilekçesi ile cari hesap sözleşmesine dayanmaktan vazgeçtiklerine ve icra takibi ile fazladan tahsilat yapıldığına dair beyanlarının iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı kapsamında kaldığı, itirazın iptali talepli açılan eldeki davanın genişletilerek istirdat veya başka bir dava olarak yürütülmesinin mümkün olmadığı gibi, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunda takip sebebinin değiştirilmesi imkânının da bulunmadığı gerekçesiyle direnmenin uygun olduğu, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile davacı vekilinin hükmedilen kötü niyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, takip talebinde cari hesap alacağına dayanılmışsa da, daha sonra davanın fazladan yaptığı ödemenin istirdadına ilişkin olduğu belirtilmiştir. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, böylece davacının giriştiği takipte haksız olduğu anlaşılmışsa da, davacının takibi başlatırken kötü niyetli olduğu dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi mahkemece davacının kötü niyetli olduğuna dair deliller de ortaya konulmamıştır. Davanın tek başına reddi, kötü niyet tazminatı için yeterli olmadığından mahkemece kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle kötüniyet tazminatına karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.