YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5581
KARAR NO : 2022/9251
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.12.2018 tarih ve 2017/1053 E. – 2018/1638 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.04.2021 tarih ve 2019/601 E. – 2021/478 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin eski ortaklarından olduğunu şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrıldığını, şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra 28.10.2014 ve 11.01.2014 tarihlerinde 150.000,00’şer TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL borç para verdiğini bu paraların Yapı Kredi Bankası… Şubesindeki hesaplarından gönderildiğini, söz konusa alacağa ilişkin olarak kısmi dava actıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın kısmi dava olarak açılamayacağını davanın miktarı tam ve kesin olarak belli olduğunu, davacının gönderdiğini iddia ettiği paraların borç olarak değil ortak olduğu dönemde şirket hesabından kendi şahsi harcamaları için çektiği paraların geri ödenmesi amacıyla transfer edilen paralar olduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının hissesinin söz konusu transferlerden önce devrettiğini, şirketten ayrılan ve hissesini devreden bir kimsenin ayrıldığı şirkete borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borç para verdiği konusunda ispat külfetinin davacıda olduğunu, borç olarak verdiğini iddia etmesine rağmen 2014 yılından beri hiç bir talepte bulunmamasının da davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, havale işleminin borcun ödenmesine karine sayıldığı, aksinin davacı tarafça ispatı gerektiği, davalı tarafın bu ödemeyi davacının bir borca yönelik yaptığı savunmasının karinenin tekrarından ibaret olduğu, savunmanın vasıflı ikrar olarak kabulünün mümkün olmadığı, vasıflı ikrar sayılsa bile gerekçeli inkar bulunduğundan ve ikrarda bölünemeyeceğinden ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, davacının hisselerini devrettiği bir şirkete kısa süre sonra borç para göndermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının borç para verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir ödünç sözleşmesi bulunmadığı, ödünç sözleşmesinin yazılı olması şart değil ise de, ispatın yazılı şarta bağlı olması, açıklama bulunmayan havalenin borcun ödendiğine karine olup aksini davacının ispatlamasının gerektiği, davalı savunmasının karinenin öne sürülmesi olup bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olmadığı, davacının ödünç para verdiği iddiasını yazılı olarak ispatlayamamış olmasına göre mahkeme kararı ve gerekçesi yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esatan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.