YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5112
KARAR NO : 2009/880
KARAR TARİHİ : 24.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin 26.11.2007 tarihli bozma ilamında “İİK 282 maddesine göre borçlu … ile hukuki ilişkide bulunan ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı olan …’e dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle davaya katılmasının sağlanması, delillerinin toplanması ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesisi doğru değildir” gerekçesiyle yerel mahkemenin kabule ilişkin hükmü bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davalı …, davalı borçlunun damadı, …’in de kayınbiraderi olduğunu, dava konusu taşınmazı 14.3.2008 tarihinde bedelini ödeyerek …’ten aldığını, borçlu ile ayrı illerde yaşadığını, borcu bilmediğini, …’nin maddi sıkıntısı nedeniyle evi sattığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili dava dilekçesi …’e tebliğ edilmiş; dahili davalı, karar günü duruşmadan sonra mahkemeye uluşan 16.5.1008 tarihli dilekçesiyle dahili dava dilekçesinin ekinde olduğu belirtilen dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediği, dava dilekçesinin tebliğinden sonra beyanda bulunacağını belirtmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre davalılar arasındaki yakın akrabalık, bedel farkı ve davalı …’ın iyiniyetli oltduğunu ispatlayamaması gerekçesiyle davanın kabulüne;… ili, …Köyü, 398 parsel sayılı taşınmazın, 400/4240 hisse sahibi davalı … adına kayıtlı hissenin tapu kaydının iptaline bu hissenin davalı … kızı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalardan maksat, tasarrufun butlanına hükmetmekdir. Aynı yasanın 283. maddesinden de anlaşılacağı üzere iptal davası sabit olduğu takdirde, alacaklı davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi elde eder. Davanın konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydının düzeltilmesine yer olmadan, başka bir anlatımla tapunun iptali ve tesciline gerek kalmadan o taşınmazın satışını istiyebilir.
Somut olayda dava konusu tasarrufun, borçlu ile yakın akrabaları (oğlu ve damadı) ve borçlunun durumunu bilebilecek kişiler arasında yapılmış olması nedeniyle iptale tabi tasarruf kabul edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ancak bu tür davalar ayni dava olmayıp şahsi hali doğuran davalardır. Bu nedenle hisseye ait kaydın iptaline, tekrar borçlu adına tesciline karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 2. paragrafında yer alan “400/4240 hisse sahibi davalı … adına kayıtlı hissenin tapu kaydının iptaline, bu hissenin davalı … kızı … adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin çıkarılarak yerine “…. 400/4240 hissenin satışına ilişkin 15.8.2002 ve 14.3.2005 tarihli tasarrufların takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline, davacıya dava konusu taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına” cümlesinin yazılarak HUMK.nun 438/7 maddesi gereğince hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 24.2.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.