Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2009/7173 E. 2009/8486 K. 19.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7173
KARAR NO : 2009/8486
KARAR TARİHİ : 19.10.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı, dava dilekçesinde 78, 82 ve 490 no’lu parsellerde kendisinin ve …’ın hissedar bulunduklarını, gayrimenkuldeki diğer payın davalı tarafından satın alındığının 25.12.2007 tarihinde öğrenildiğini iddia ile önalım hakkına dayalı olarak davalı adına olan payın iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 16.03.2006 tarihinde yapılan satış ile diğer iki paydaşdan hisse aldığınını, 04.04.2006 tarihinde alınan payın ise üçüncü hisse olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince;
davaya konu 78,82 ve 490 parsel no’lu taşınmazlarda, davalının dava dilekçesinde bahsettiği hissedar …’dan 04.04.2006 tarihinde pay satın aldığı, ancak davalının bu satımdan önce 16.03.2006 tarihinde, aynı parsellerde paydaş olan … ile …tan paylar satın aldığı incelenen aynı tarihli akit tablosundan anlaşılmaktadır. Zaten 04.04.2006 tarihli satışta davalının tevhit istemi mevcut olduğundan ilk satış ile son satışdaki paylar toplamı davalı adına tescil edilmiştir. Davacının, ne dava dilekçesinde ne yargılama aşamasında, davalının 16.03.2006 tarihindeki ilk hisse alımına ilişkin önalım hakkı talebi olmamış ve yapılan araştırmada da o paylar için herhangi bir dava açmadığı anlaşılmıştır.
Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda, davalının davaya konu taşınmazda paydaş olduğu 16.03.2006 tarihindeki ilk pay satışlarını incelemeden, taleple bağlı kalarak 04.04.2006 tarihindeki satışa ilişkin payların iptaline karar vermiştir. Hüküm davacı tarafça temyiz edilmediğinden, davacı yönünden son satıştaki payların iptal ve tesciline ilişkin talebi kesinleşmiştir. Bu durumda davaya konu 04.04.2006 tarihli satışlar, tapudaki paydaşlar arasında gerçekleştirilmiş olmaktadır. Artık davacının, paydaşlar arasında yapılan satımdan dolayı önalım hakkını kullanması yasal olarak mümkün değildir. Davacının ikinci satımlardan dolayı önalım hakkı doğmamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 no’lu bentte yazıl nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.