Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13183 E. 2023/51 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13183
KARAR NO : 2023/51
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ:İcra Ceza Mahkemesi

… 2. İcra Ceza Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2018/1584 Esas, 2019/96 sayılı kararı ile sanık …’un borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci … 3. İcra Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/183 değişik … sayılı kararı ile hükmün 01.07.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
… Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 94660652-105-38-18628-2021-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB- 2022/135840 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I.İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB- 2022/135840 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 tarihli ve 2009/16. HD-188 Esas, 2009/205 sayılı ilâmında yer alan, ”… Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır… Ancak, ilk taksitin ödenmemesi üzerine 3 aya kadar hapsen tazyik kararının tamamının infazı halinde takip eden taksitlerin ödenmemesi durumunda artık borçlunun cezalandırılması olanağı kalmayacaktır. Bir başka anlatımla, ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle maddede öngörülen cezanın tamamının infazı hâlinde, yaptırım uygulama olanağı kalmadığından, diğer taksitlerin ödenmemesi ayrıca bir taahhüdü ihlâl kabahatini oluşturmayacaktır… Zira, her bir taksit için ayrı ayrı hapsen tazyik kararı verilmesi halinde, bu kararların her biri infaz yeteneğine sahip olup, usulüne uygun bir şekilde kaldırılmadığı sürece, Yasanın aradığı en çok 3 aya kadar tazyik hapsi verilebileceği kuralını aşacak şekilde infaz edilmeleri söz konusu olabilecektir. Yerel Mahkemece yapılması gereken, borçlunun ilk taksiti ödememek suretiyle ödeme taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle 3 aya kadar hapsen tazyikine ilişkin ilk hükmün infazını bekleyerek, eğer kabahatli, bu hapsen tazyik kararının yerine getirilmesinden sonra borcu öder ise, ödenmeyen diğer taksit yönünden kalan süre kadar hapsen tazyik kararı vermektir. Yerel Mahkemece, ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle verilen hapsen tazyik kararının infaz edilip edilmediği araştırılmadan, son taksitin ödenmemesi nedeniyle yapılan şikâyet üzerine, borçlunun yeniden 3 aya kadar hapsen tazyik ile cezalandırılması yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle yasa yararına bozulması gerekirken, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isabetli değildir.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
2004 sayılı Kanun’un “Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza” başlıklı 340. maddesinin “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” hükmü karşısında, aynı borç ilişkisi nedeniyle sanık hakkında bir defaya mahsus olmak üzere 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilebileceği,
Sanığın … 5. İcra Müdürlüğünün 2017/438 Esas sayılı dosyası kapsamında, 10.01.2016 düzenleme tarihli ve 8.000,00 Türk lirası bedelli iki ayrı bonoya istinaden yapılan takip sonucunda, vermiş olduğu 09.01.2017 tarihli taahhüde ilişkin borcunu ödemeyerek taahhüdü ihlâl etmesi eylemi nedeniyle, … 2. İcra Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2019/28 Esas, 2019/733 sayılı kararıyla 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında tarafları aynı ve yine 10.01.2016 tarihinde düzenlenmiş olan 8.000,00 Türk lirası bedelli bonoya dayanak olarak … 5. İcra Müdürlüğünün 2017/436 Esas sayılı dosyası kapsamında 09.01.2017 tarihli taahhüde dair borcunu ödemeyerek taahhüdü ihlal etmesi nedeniyle görülen davada, bahse konu Ceza Genel Kurulu kararında belirtilen şekilde Mahkemesince aynı tarihli bonoların aynı borç ilişkisinden dolayı düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin gerekli araştırma yapılmaksızın sanık hakkında tazyik hapsine karar
verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, … 5. İcra Müdürlüğünün 2017/436 Esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 09.01.2017 tarihli taahhütnamede faiz olarak işlemiş faizin 367,39 Türk lirası, faiz 2 başlığı altında faizin 6,41 Türk lirası olarak belirtildiği anlaşılmış ise de, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, takip öncesi veya icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş veya taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı, bunun yanısıra taahhüt tutanağında icra harç ve giderlerinin ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmemesi nedeniyle de belirsizlik bulunduğundan, taahhüdün geçerli olmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II.GEREKÇE
1.Sanığın, yargılama konusu eylemi için 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesinde “üç aya kadar tazyik hapsi” öngörüldüğü belirlenmiştir.
2. 2004 sayılı Kanun’un “Borçlunun ödeme şartını ihlâli halinde ceza” başlıklı 340. maddesi “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlâl eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 2/l. maddesinde disiplin hapsi; “Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi” olarak tanımlanmıştır.
4.2004 sayılı Kanun’un da icra suçlarıyla ilgili hükümlerin 331 ilâ 345/b maddeleri arasında, muhakeme usulüne ilişkin hükümlerinin ise 346 ilâ 354 üncü maddelerinde düzenlendiği, icra suçlarının, suç olarak düzenlenmek suretiyle hapis ve adlî para cezası şeklinde yaptırımlara bağlananlar ile disiplin veya tazyik hapsi yaptırımına bağlananlar şeklinde ikili bir ayrıma tâbi tutulduğu, disiplin hapsi veya tazyik hapsinin, bir suç karşılığı olmayıp kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış bir fiil karşılığı
olarak uygulanan seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen yaptırımlardır.
5.2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. Taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin ayrı ayrı gösterilmemesi halinde taahhütte belirsizlik oluşacağından taahhüt geçerli olmayacaktır.
6.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde;
a)Sanığın … 5. İcra Müdürlüğünün 2017/438 Esas sayılı dosyası kapsamında, 10.01.2016 düzenleme tarihli ve 8.000,00 Türk lirası bedelli iki ayrı bonoya istinaden yapılan takip sonucunda, vermiş olduğu 09.01.2017 tarihli taahhüde ilişkin borcunu ödemeyerek taahhüdü ihlâl etmesi eylemi nedeniyle, … 2. İcra Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2019/28 Esas, 2019/733 sayılı kararıyla 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında tarafları aynı ve yine 10.01.2016 tarihinde düzenlenmiş olan 8.000,00 Türk lirası bedelli bonoya dayanak olarak … 5. İcra Müdürlüğünün 2017/436 Esas sayılı dosyası kapsamında 09.01.2017 tarihli taahhüde dair borcunu ödemeyerek taahhüdü ihlal etmesi nedeniyle görülen davada, bahse konu Ceza Genel Kurulu kararında belirtilen şekilde Mahkemesince aynı tarihli bonoların aynı borç ilişkisinden dolayı düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin gerekli araştırma yapılmaksızın sanık hakkında tazyik hapsine karar verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
b) 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, … 5. İcra Müdürlüğünün 2017/436 Esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 09.01.2017 tarihli taahhütnamede faiz olarak işlemiş faizin 367,39 Türk lirası, faiz 2 başlığı altında faizin 6,41 Türk lirası olarak belirtildiği anlaşılmış ise de, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, takip öncesi veya icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş veya taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı, bunun yanısıra taahhüt tutanağında icra harç ve giderlerinin ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmemesi nedeniyle de belirsizlik bulunduğundan, taahhüdün geçerli olmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III.KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE;
2. … 3. İcra Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/183 değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlali eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin
kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında tazyik hapsi infaz edilmekte ise salıverilmesine;
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE ,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.