YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4104
KARAR NO : 2022/9265
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.11.2018 tarih ve 2016/752 E. – 2018/1172 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2019/870 E. – 2021/305 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında kuru yonca otu satımı konusunda anlaşma bulunduğunu, Mersin Limanından 186.367,20USD değerinde kuru yonca otunun 10/10/2013 tarihli fatura ile aynı tarihli gümrük çıkış beyannamesi ile ihracı yapılarak Birleşik Arap Emirliklerine gönderildiğini, davalı şirkete 24/12/2013 tarihine kadar yapılan yonca otu ihracatının beşinin akreditif karşılığı ihraç olduğu halde davalı şirket ile davacı arasında dava konusu mala ait ihracatın mal karşılığı yapılması konusunda anlaşıldığını, ihracatın mal karşılığı yapılmış olmasına rağmen şirket çalışanlarınca diğer ihracatlar gibi bu ihracatın da ödeme şeklinin akreditif olacağı düşüncesiyle sehven diğer ihracat kalemlerine ait ödeme yeri bankası ve akreditif numarası yazılarak fatura ve gümrük çıkış beyannamesinde akreditif karşılığı ihracat olduğunun belirtildiğini, ancak davacının faturada ödeme yeri bankası olarak gösterilen HSBC İst. Şubesine akreditif belgesi sunmadığını, ihracata ilişkin bir akreditif bedeli tahsil etmediğini, davalıyla yapılan görüşmelere rağmen ihracat bedelinin gönderilmediğini, bedelin tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verimesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 10/10/2013 tarihli faturadan dolayı 2015 yılında icra takibi başlatıldığını, bahse konu fatura akredatif olarak düzenlendiği halde, akredatif işlemleri tamamlanmadan malın alıcının uhdesine geçirilmesinin mümkün olmayacağını, taraflar arasındaki 09.03.2013 tarihli sözleşmenin davacı tarafından yerine getirilmesi gereken edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının, dava konusu olan 10.10.2013 tarihli konusu Türk menşeli yonca otu ihracatı ile ilgili akdi ilişkinin varlığını, teslim olgusunu, alacağın tutarını davalının savunmaları ve usulüne uygun delillerle ispatlamış olduğu, davalının 09.03.2013 tarihli ihracat sebebiyle uğradığını ileri sürdüğü zararları ispatlayamadığı, davacının davalıyı temerrüde düşürmediği gerekçesiyle asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile davacı lehine icra inkar tazmainatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davalı tarafça, 10.10.2013 tarihli ihracat konusu emtianın (Türk Menşeli Yonca Emtiası) teslim alınmadığı yönünde savunma yapılmadığı, davaya konu edilmeyen 09.03.2013 tarihli ihracat işleminde uğradığını iddia ettiği zararlar nedeniyle kendisinin alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de davalının beyanları ile davacının dava konusu mal teslim ettiği ve bedelinin davalı tarafça ödenmediğinin sabit olduğu, davalı tarafın 09.03.2013 tarihli ihracat işleminde zarara uğranıldığına dair savunması var ise de cevap dilekçeleri ve yargılama sırasında usulüne uygun olarak ileri sürülmüş bir takas def’inin bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafça ileri sürülmeyen takas def’ine göre inceleme yapılarak hüküm kurulması mümkün olmadığı gibi, mahkemece bu hususta davalı tarafça bildirilen deliller gerekçede tek tek tartışılarak davalı alacağının ispatlanmadığının tespit edildiği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davalı vekilinin, ön inceleme duruşması için göndermiş olduğu mazeret dilekçesi ekinde, mazeretini tevsik edici belge sunmadığı, mahkemece dava dilekçesi ve cevap dilekçelerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının tam ve doğru olarak tespit edildiği, hak kaybına sebebiyet verecek bir hususun da bulunmadığı, bu hali ile, mazeretin reddi ile ön inceleme yapılmasında usule aykırılık olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 27.787,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 20/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.