YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3451
KARAR NO : 2007/4417
KARAR TARİHİ : 13.11.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık …’ın hakkında yapılan yargılama sonucunda asıl alacak miktarının suç tarihi itibarıyla asgari ücretin altında kaldığının tesbit edildiği ve günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü karşısında bu alacağı karşılayacak mal ve gelirin herkeste bulunmasının doğal olduğundan bahisle sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına dair, Afyonkarahisar 2.İcra Mahkemesinin 06.12.2006 tarihli ve 2006/3043-2691 sayılı kararına vaki itirazın reddine dair, Afyonkarahisar 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2007 … ve 2007/68 D-iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 22.06.2007 … ve 33225 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 23.07.2007 … ve K.Y.B.2007/143328 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre,Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 10.04.2007 tarihli ve 2007/1382-1227 sayılı ilamında da belirtildiği gibi 01.06.2005 tarihinden sonra mal beyanında bulunmamak fiilini işleyen borçlu sanıklar hakkında;önceki düzenlemede bulunan “borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiği veya bilmesi lazım geldiği takdirde”ifadesine 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 337.maddesinde yer verilmediği gözetildiğinde, kişinin yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak için belli ölçüde icbar edilebileceğinin, bu amaçla bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabileceğinin kabulü gerekeceği hususunun kabul edilmiş olması karşısında,
Sanık hakkında Afyonkarahisar 2.İcra Müdürlüğünün 2006/4194 sayılı dosyası üzerinden icra takibinde bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilip, takibin kesinleştiği, ancak borçlunun borcunu ödemediği ve İcra ve İflas Kanunu’nun 74.maddesine göre mal beyanında bulunmadığı ve alacağı karşılayacak miktarda malın da haczedilmediğinin anlaşılması karşısında, kanuni sürede mal beyanında bulunmayan borçlunun eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesine göre suç teşkil edip anılan maddede öngörülen 10 … disiplin hapsi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden kararın bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tebliğnamede Afyonkarahisar 2.İcra Mahkemesinin dosyasının esas numarasının 2006/3044, icra takip dosyasının esas numarasının ise 2006/4193 olmasına rağmen sehven Mahkeme esas numarasının 2006/3043, icra dosyasının esas numarasının ise 2006/4194 yazıldığı anlaşılmakla yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, mal beyanında bulunmamak eylemi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinin 1.fıkrasında,”müddeti içinde beyanda bulunmak üzere mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı beyanda bulunmayan borçlular, alacaklının şikayeti üzerine, icra mahkemesi tarafından on günden bir aya kadar hafif hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiği veya bilmesi lazım geldiği takdirde yahut borcu karşılayacak miktarda malın haczedilmesi halinde borçluya ceza verilmez.” şeklindeki düzenleme ile yaptırım altına alınmış iken, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 7.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinin 1.fıkrası, “müddeti içinde beyanda bulunmak üzere mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı beyanda bulunmayan borçlu, alacaklının şikayeti üzerine, on … disiplin hapsi cezası ile cezalandırılır. Alacaklının alacağını karşılayacak miktarda malın haczedilmesi veya borcun ödenmesi halinde, bu ceza düşer.”ifadesi ile müeyyide altına alınmak suretiyle değiştirilmiştir. Görüleceği üzere önceki düzenlemede bulunan “Borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiği veya bilmesi lazım geldiği takdirde” ifadesine, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinde yer verilmemiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2.maddesinin 1.fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “Kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi ifade eder.” şeklinde yapılmıştır.
Disiplin hapsi için yapılan bu tanım, hapsen tazyik yaptırımını da kapsar niteliktedir. Konu öğretide ele alınmış ve disiplin hapsinin niteliği şu şekilde açıklanmıştır. “Kişinin yükümlülüğe aykırı davranmamak konusunda mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak, kişi bazı durumlarda bir yükümlülüğe uygun davranmaya belli ölçüde icbar edilebilmektedir. Başka bir deyişle kişi, bazı durumlarda yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmesini sağlamak için belli ölçüde icbar edilebilmekte ve bu amaçla bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilmektedir. Bu hürriyetten yoksun bırakma olgusu, bir disiplin hapsi niteliği taşımaktadır. Ancak, yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde, bu yaptırımın uygulanmasına derhal son verilmektedir. Bu bakımdan söz konusu disiplin hapsine ilişkin olarak kanunda sadece azami bir süre belirlenmektedir. Kişi kendisine terettüp eden yükümlülüğün gereğini yerine getirmeye zorlamak amacıyla ancak belli bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilecektir. Bu sürenin dolması halinde; kişi, yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiş olsa bile hürriyetinden yoksun bırakılmasına ilişkin yaptırım uygulanmasına son verilerek serbest bırakılacaktır. Bu nedenle söz konusu disiplin hapsine, kanunda tazyik hapsi denilmiştir. (Doç.Dr…. Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3.Bası, Sh.623)
Bu çerçevede, 1.6.2005 tarihinden sonra mal beyanında bulunmamak fiilini işleyen borçlu sanık hakkında; önceki düzenlemede bulunan “borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiği veya bilmesi lazım geldiği takdirde” ifadesine 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı yasa ile değişik İİK.nun 337.maddesinde yer verilmediği gözetildiğinde, kişinin yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak için belli ölçüde icbar edilebileceğinin, bu amaçla bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabileceğinin kabulü gerekir.
Açıklamalar çerçevesinde, Afyonkarahisar 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2007 tarih ve 2007/68 değişik iş sayılı kararıyla itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Afyonkarahisar 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/68 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-c maddesi uyarınca BOZULMASINA, “tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama yapılmasının gerekmediğine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.