YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/56
KARAR NO : 2009/6038
KARAR TARİHİ : 06.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kaza nedeniyle, kazada hasarlanan aracın kasko sigorta şirketine 4.668 YTL, sürücünün yaralanması nedeniyle 7.000.00 YTL tedavi giderinin diğer aracın sürücü Kamil Güzel’e ödendiğini, sigortalı araç sürücüsü …’nın alkollü olarak kaza yapmış olması nedeniyle rücu hakkının doğduğunu belirterek 11.668.00 YTL’nin 30.09.2004 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini telep etmiştir.
Davalılar vekili, kazanın alkolün etkisi ile meydana gelmediğini, diğer sürücününde kusuru bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği davacının üçüncü şahsa ödediği tazminatı sigortalısından rücuen talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile; 11.668.00 YTL’sı tazminatın 30.9.2004 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Davalı … adına kayıtlı aracın, davacı şirket tarafından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında ödediği tazminatın sigortalı ve sigortalıya ait araç sürücüsünden tazminini talep etmiştir. Araç maliki ile sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sigortacı kendi akidine rücu etme hakkına sahiptir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen … araç sürücüsü olup sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından bunun hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacı …, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşemeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Taraflar arasındaki ZMSS genel şartları B.4.d maddesi ne göre, sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün salt (münhasıran) alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir.
ZMSS Poliçesi Genel Şartları’nın rücu hakkını düzenleyen bölümünde, sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüş herhangi bir oran ve sınırdan söz edilmemiştir. Bu nedenle, kazanın sadece münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmesi halinde rücu hakkının doğduğu kabul edilmiştir. Olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, kazanın sadece münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için nöroloji uzman doktor ile trafik kusur uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden birlikte rapor alınarak hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca HUMK’nun 281. maddesi hükmüne göre, mahkemece birlikte atanan bilirkişi kurulu üyeleri, konuyu aralarında görüştükten sonra sonuca varıp raporu birlikte düzenlemeleri, muhalefette kalan olur ise, kendi görüşünü ya ortaklaşa düzenlenen raporun altına ya da ayrı ek bir rapor halinde belirtmesi gerekir. Ohalde alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında iki nöroloji uzmanı doktor ile trafik konusunda uzman makina mühendisinin bulunduğu bilirkişi heyetinden olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, başka unsurların da etkili olup olmadığı konularında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 6.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.