YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3114
KARAR NO : 2022/7254
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04/07/2008 gününde verilen dilekçe ile kadastral parselin ihyası istenmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19/11/2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili ve davalılardan … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyetin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili; davaya konu 70 m²’lik taşınmazın öncesinde dere ve uçurum olarak kadastro harici bırakıldığını ve arzın tabii maliki olarak mülkiyetinin Hâzineye ait olması gerektiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Mahkemece ilk hükümde, çekişme konusu taşınmaza dayanak imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı … vekili ile dahili davalı … Belediyesi vekilince temyizi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 13.12.2012 tarih, 2012/15583 Esas-2012/15185 Karar sayılı ilamıyla; “… Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve özellikle uygulama neticesinde elde edilen bilirkişi raporunda kabul kapsamına alınan yerin kısmen yol ve kısmen de taşlık olduğu bildirilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; kadastro sırasında yol olarak saptanan ve fiilen de yol olarak kullanılan, aynca taşlık olduğu belirlenen yerler 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi hükmü uyarınca özel mülkiyete konu olmayan yerlerden olduğundan hakkında sicil oluşturularak özel mülkiyete konu edilmesinin doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, çekişmeli yerin kadastro harici bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili ve davalı … Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir.
Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir.
3194 sayılı Yasa’ya eklenen bu hüküm uyarınca dava konusu uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 28.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.