Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3801 E. 2022/7377 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3801
KARAR NO : 2022/7377
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.04.2015 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.02.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan çaplı taşınmaza haksız el atma nedeni ile ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, Muğla ili, Merkez Emirbeyazıt Mah. 581 ada 146 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 nolu çay bahçesinin davalı tarafından kira sözleşmesine istinaden kullanıldığını, kira sözleşmesinin 23.07.2012 tarihinde bitmesine rağmen kullanıma devam edildiği gibi sözleşmeye aykırı olarak üçüncü kişilere devredildiğini ileri sürülerek tahliye tarihi olan 04.08.2014 tarihine kadar 27.789,33 TL’nin kira sözleşmesinin … tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının vergi kaydını 25.06.2014 tarihinde sildirdiği ve işyerini kapattığını, iddia edildiği gibi bir üçüncü kişiye dava konusu işyerinin devredilmediğini, … … adlı kişinin 25.06.2014 tarihinden sonra çay bahçesini işlettiğinden bu tarihten sonraki ecrimisilin adı geçenden istenmesi gerektiğini, kira sözleşmesinin bitiminden sonra kira bedelinin ÜFE oranında artırılarak davacı hesabına yatırıldığını, davalının taşınmazı 26.05.2014 tarihinde terk etmesine rağmen Haziran ayının da hesaba dahil edildiğini, istenen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu, hesaplamanın aynı yere ait geçmiş dönem kira sözleşmelerine göre belirlenmesi gerektiğini beyan edilerek davanın reddi savunmuştur.
Mahkemece, 23.07.2012-25.06.2014 arası için 21.991,47 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.12.2020 tarih ve 2018/6363 Esas, 2020/7782 Karar sayılı ilamı ile “Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan çaplı taşınmaza haksız el atma nedeni ile ecrimisil istemine ilişkindir. 1. dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. dava, her ne kadar Spor Genel Müdürlüğü adına açılmış ise de 3289 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişiliğe haiz Spor Genel Müdürlüğünün tüzel kişiliği 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile kaldırılmış olup yine aynı Kanun’a 703 sayılı KHK’nin 12. maddesi ile eklenen Geçici 15. madde ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Spor Genel Müdürlüğü ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunan taşınmazların, başka bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları yerdeki Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri adına re’sen tescil edileceği, ayrıca, tahsisli olup olmadığına bakılmaksızın fiilen bu Genel Müdürlüklerin kullanımında bulunan taşınmazların, başka bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları yerdeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine tahsis edilmiş sayılacağı, bu kapsamda davanın Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ihbar edilerek davaya dahil edilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi, 3. gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden … normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı) Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 40.243 m2’lik “Spor Sahası ve Müştemilatı” vasıflı Muğla ili Emirbeyazıt Mah. 581 ada ve 146 parsel sayılı taşınmaz olup davacı ile davalı arasında 2 nolu çay bahçesi ve büfenin kullanımı için 23.07.2011 tarihinden 23.07.2012 tarihleri arası için 27.07.2011 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığı, davaya dayanak 24.10.2014 tarihli ecrimisil komisyonun kararında toplam işgal edilen alanın 473,10 m2 olduğu kabulü üzerinden hesaplama yapıldığı, hükme esas alınan raporda ise kullanılan alan belirlenmeksizin emsal kira sözleşmelerinde kira bedelleri üzerinden oranlama yapılarak sonuca gidildiği anlaşılmakta olup mahkemece, davalı tarafından kullanılan alanın çekişmesiz şekilde tespitinden sonra toplam kullanılan alan üzerinden hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 4. ilke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde (2012 yılı Temmuz ayı) mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Mahkemece, 2012 yılı Temmuz ayı aylık ecrimisil bedeli tespit edildikten sonra sonraki dönemlerin ecrimisil bedeli ÜFE oranında artırılarak belirlenmesi gerekirken ecrimisil belirlenmesine dair temel ilkeye aykırı olarak 2014 yılı ecrimisil bedeli belirlenerek önceki yılların ecrimisil bedelinin tespit edilen raporun hükme esas alınması, 5. dava dilekçesinde davacının da kabul ettiği üzere yasal paylar dahil toplam 38.799,50 TL’den davalı tarafından yapılan 11.010,17 TL’lik ödeme mahsup edilerek 27.789,33 TL talep edilmiş olmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemenin hesaplamaya dahil edilmediği gibi, Mahkemece de yapılan ödeme dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece “Davanın kısmen kabulü ile 5.657,17 TL ecrimisilin dava tarihi olan 09/04/2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; mahkemece hükümde, yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca işgal edilen döneme ilişkin hesaplanan ecrimisele hükmedilir iken faiz başlangıcı olarak davacının davalıya ihtarname gönderdiği tarih gözetilmeyip dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan bu husus kararın bozulmasını gerektirmekte ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. numaralı bendinde yer alan “dava tarihi olan 09.04.2015” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12.11.2014” ibaresinin yazılmasına, hükmün HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.