YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20359
KARAR NO : 2009/12713
KARAR TARİHİ : 13.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 01.08.2008 tarihinden itibaren emekliliği hak ettiğinin tespiti ile prim tahsil edilmemesi gerektiğine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, davacının 01.12.1987 ile 01.08.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalar dışında 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.12.1987 ile 01.08.2008 tarihleri arasında kalan sürede, çakışan 1989 yılında 45 gün, 1991 yılında 360 gün, 1992 yılında 360 gün, 1993 yılında 120 gün olmak üzere toplam 885 gün 506 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılık dışında davalı kurumda Tarım-Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve SSK’lı çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının 15.05.1989 ile 30.09.1989 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa kapsamındaki 45 günlük çalışmalarının kısa süreli olduğunun ve 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığın çakışan bu süre dışında devam ettiğinin kabulü isabetlidir. Ancak mahkemece dışlanmasına karar verilen 01.01.1991–30.04.1993 tarihleri arasında geçen 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı 840 günlük çalışmanın uzun süreli çalışma olduğu ortadadır. Ne var ki dosya içerisinde bulunan hizmet cetvelinin incelenmesinden anılan çalışmaların davacı adına değil… isimli sigortalı adına bildirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş mahkemece dışlanmasına karar verilen ve davacı adına gönderilen hizmet cetvelinde 01.01.1991–30.04.1993 tarihleri arasında… adına geçen çalışmaların davacıya ait olup olmadığı araştırılarak davacıya ait olduğunun belirlenmesi halinde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki bu çalışmaların uzun süreli olduğunun kabulü ile sona erdiğinde 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın yeniden başlatılması için gerekli olan Kuruma başvuru, teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yapılması ya da doğrudan prim ödenmesi suretiyle yeniden kayıt ve tescil konusundaki iradenin ortaya konulup konulmadığı araştırılarak, 506 sayılı Yasa kapsamındaki uzun süreli çalışması sona erdikten sonra 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın yeniden başlatılmasının koşullarının bulunup bulunmadığını değerlendirmek, anılan çalışmaların davacıya ait olmadığının belirlenmesi halinde ise 15.05.1989 ile 30.09.1989 tarihleri arasında geçen 506 sayılı Yasa kapsamındaki 45 günlük çalışma kısa süreli olduğundan, kısa süreli bu çalışma dışında kalan süreler bakımından davacının Tarım … sigortalısı olduğunun kabulüne karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.