Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1338 E. 2009/4042 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1338
KARAR NO : 2009/4042
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı … için davanın açılmamış sayılmasına, davalı … için davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasar meydana geldiğini belirterek, sigortalısına ödediği 7.200.00 YTL’nın ödeme gününden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında ise davalı …yönünden davayı takip etmediklerini bildirmiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, aracının trafik sigortacısı olan … … Sigorta A.Ş.’ne davanın ihbarını ve davanın reddini savunmuştur.
Davalı …’a, tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı … hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına; olayda davalı sürücü tam kusurlu olup davacıya sigortalı araçta 7.200.00 YTL’lık hasar meydana geldiği, davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını iddia etmediğinden, davalı borçlular arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve toplam 7.200.00 YTL tazminat miktarının yarısından her bir davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı … aleyhindeki davanın kabulüne, 3.600.00 YTL’nın 12.05.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Birder çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen B.K.’nun 50. maddesi, ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri zarardan sorumluluklarını düzenleyen aynı yasanın 51. ve 142. maddeleri uyarınca, davacı (alacaklı), tüm müteselsil borçluların hepsinden veya birinden borcun (zararın) tamamını veya bir kısmını istemekte muhayyerdir. Zarara uğrayan (alacaklı) bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkemece, re’sen onun yararına dikkate alınamaz, HUMK.’nun 74. maddesi buna engeldir.
Ana kural bu olmakla beraber, dava dilekçesinde açıkça müteselsil sorumluluktan bahsedilmemişse; dava dilekçesindeki sözcüklerden, ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumlarından, dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden, davacının dolaylı da olsa müteselsilen ödetme isteği anlaşıldığı takdirde, BK.’nun 18. ve MK.’nun 2. maddeleri göz önünde tutularak (gerçek maksat ve afaki iyi niyet kuralları) davacının müteselsilen talep iradesi kabul edilip sonuca varmak gerekir ( HGK.’nun 23.03.1966 gün, 9/3 Esas ve 80 Karar sayılı; 03.04.1963 gün, 2/93 Esas ve 29 Karar; 24.06.1983 gün, 1981/9-533 Esas ve 1983/724 Karar; 15.05.1996 gün, 1996/21-140 Esas ve 1996/342 Karar sayılı ilamları ).
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu olarak müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasara neden olduğunu belirterek, açıkça müteselsilen sözcüğünü kullanmadan, TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca sigortalısına ödediği zararın tümünü davalılardan istemiştir. Bu durumda, davacı (alacaklı) yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe, (1/2) oranına dayandığı ileri sürülemez.
O halde mahkemece, davalı …’nun zararın tümünden sorumlu olduğu ve davada teselsül kuralına dayanıldığı gözetilerek, bilirkişi raporunda belirlenen gerçek zararın tamamının bu davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.