Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/4866 E. 2009/2163 K. 07.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4866
KARAR NO : 2009/2163
KARAR TARİHİ : 07.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı vekili ile davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve davacı vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 7.4.2009 Salı günü davacı … San. ve Tic. AŞ. Vekilleri Avukat … m … ve davalılar … ve … … vekilleri Avukat … geldiler. Davalı … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalılardan … ve … … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’nun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla … Mahallesi, 4181 Ada, 8 ve 10 parsel, … Mahallesi 555 Ada 13 parselde kayıtlı taşınmazların 1/3 hissesini 31.8.2005 tarihinde yeğeni davalı …’ya, onun da 27.10.2005 tarihinde borçlunun muhasebecisi ve işçisi olan davalı …’a sattığını belirterek tasarrufların Borçlar Kanunun 18.maddesi kabul edilmezse İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptalini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili dava şartlarının oluşmadığını ve davalıların iyiniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
../…

Davalı … dava şartlarının oluşmadığını, iyiniyetli dördüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan ve dava dışı … AŞ’den alacaklı davacı şirket borcu nedeniyle doğrudan davalı borçluya müracaat edilemiyeceği, dava konusu tasarrufların 23.11.2005 tarihli borçtan önce yapıldığı, muvazaa iddiasının dinlenebilmesi için davacının hukuki yarar ve ilgisinin olması gerektiği, davalı borçlunun tasarruf tarihinde şahsen borçlanacağı öngörüşü ile alacaklısından mal kaçırma inancıyla tasarrufta bulunduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için alacaklının borçluda gerçek bir alacağının olması, borcun tasarruftan önce doğmnası, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında alınmış aciz belgesinin bulunması gereklidir.
Somut olayda davalı …; davacı şirkete borçlu olan … AŞ’nin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesidir. Davalıların 17.11.2006 tarihli savunma dilekçesinden de anlaşıldığı üzere davalı … ortağı olduğu borçlu … AŞ’nin borcuna karşılık şirket hakkında yapılan icra takibi sırasında şahsi çek ve senet vermiş, 23.11.2005 tarihli protokol ile şirket borcuna kefil olmuştur. O halde davalı … yönünden borcun doğum tarihi ortağı ve kefili olduğu … AŞ’nin borçlandığı tarih olarak kabulü gereklidir. Davacı vekili borcun 2005 yılı başlarında başlayan ticari ilişkiden doğduğunu iddia etmiş, fatura ve ticari hesap dökümlerini delil olarak bildirmiştir. Bu durumda mahkemece borcun doğumuna ilişkinin belirlenmesi yönünden tarafların bildireceği delilleri toplamalı ve gerektiğinde şirket defteri üzerinde inceleme yaptırarak borcun iptali istenen tasarruflar önce doğduğunun ispatlanması halinde işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
../…

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 625.00.-TL vekalet ücretinin davalılar … ve …’dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ve davalı … ve …’ya geri verilmesine 7.4.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.