YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4180
KARAR NO : 2022/6749
KARAR TARİHİ : 06.10.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 03.12.2020 tarih ve 2020/376 E. – 2020/624 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacı şirket ile davalılardan … arasında 01/06/2008 başlangıç tarihli davalının maliki bulunduğu Adıyaman’daki taşınmaz üzerinde (15) yıl süre için kira sözleşmesi imzalandığını ve tapuya şerh edildiğini, taraflar arasında 18/03/2008 ve 11/03/2013 tarihli bayilik sözleşmeleri ve 16/06/2008 tarihli protokol bulunduğunu, davalılardan …’a 15 yıllık kira bedeli ödendiği gibi davalı şirkete protokol gereği işletme yatırım desteği bedeli ödendiğini, karşı tarafça 29/05/2013 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 11/05/2013 tarihi itibariyle sona erdiği ihtar edilerek kira şerhinin terkininin talep edildiğini, davalılar … ile …’ın davalı şirketin borçlarını müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla garanti ettiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin mevzuat gereği 15 yıldan önce sona ermesi nedeniyle davalı …’a ödenen kira bedelinin kullanılmayan süreye tekabül eden 25.995,12 TL ana para ile ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle semerelerinin avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte tahsiline, işletme yatırım destek bedelinin kullanılmayan süreye tekabül eden 422.684,93 TL’si ile semerelerinin avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalılar vekili, kira şerhi terkin edilmeden açılan davanın reddi gerektiğini, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının ödediği bedellerin bayilik faaliyetinin gereği olarak akaryakıt istasyonu inşası karşılığında işletme yatırım desteği olarak bayilik faaliyeti için verildiğini ve davacının 5 yıldan fazla süreli bayilik sözleşmesi akdedilemeyeceğini bildiğinden ödediği bedellerin istasyon inşası için en fazla 5 yıllığına imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi karşılığı verildiğinin açık olduğunu, taraflar arasındaki düzenlemelerde kira sözleşmesinin süresinden evvel sona ermesi halinde işletme yatırım destek bedellerinin iade edileceğine dair bir tek hüküm bile bulunmadığını, davacının bayilik 5 yıl olsa da işletme destek bedelinin kira sözleşmesi için ödendiğine dair kendi muvazaasına dayanmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin taşınmazın maliki olmadığı gibi kira sözleşmesinin de tarafı olmadığını, bu nedenle ödemenin 5 yıl değilde 15 yıl için yapıldığı iddiasının izahtan vareste olduğunu, dava tarihinden öncesi için faiz ve uyarlama talep edilemeyeceğini, kefalet sözleşmesinde kefalet limiti belirtilmediğinden kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davaya konu akaryakıt istasyonuna kira ilişkisinin bütününü göz önüne alarak gerçekleştirilen 46.784,22 TL’lik duran varlık inşaat bedeli yatırımının dikey ilişkinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kullanılmayan kısma tekabül eden 32.958,31 TL kısmının KDV’si ile birlikte ve semeresi ve semerenin KDV’si ile beraber avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl davada savunduğu nedenleri de savunarak, derdestlik itirazında bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davada, davalı … aleyhine açılan kira bedelinin kullanılmayan süreye ilişkin kısmının iadesi talebine ilişkin kısma yönelik açılan davanın eldeki davadan tefrikine ve ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği,asıl davada davacı yanın tüm davalılardan talep ettiği işletme yatırım desteği bedelinin bir yıllık olduğu, 5 yıla uzatılabilen sözleşme kapsamında verildiği ve 5 yıllık sürenin de dolduğu; ayrıca sözleşmede iadeye yönelik bir düzenlemenin de bulunmaması sebebiyle bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği,birleşen davada ise; davalılar … ile …’ın kefaletinin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarın (limitin) gösterilmesinin zorunlu olduğu, taraflar arasında imzalanan 16/06/2008 tarihli protokolde kefalet limiti belirtilmediği gibi protokol içeriğinde de kefilin sorumlu tutulacağı azami miktarın belirlenmesine yarayacak bir düzenleme de bulunmadığı, bu sebeple; davacının davalı kefiller açısından geçersiz olan bu protokoldeki kefalet hükmüne dayanarak davalılar … ile …’tan her hangi bir talepte bulunamayacağının anlaşıldığı, davacı yanın duran varlık teknik yatırım bedeline ilişkin (ariyet yatırım) davasının ise, kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada;davacı yanın duran varlık inşaat yatırım bedeline (işletme yatırım desteği bedeli) ilişkin davasının reddine, birleşen 2013/171 Esas ve 2013/271 Karar sayılı davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine ,davalılar … ve … aleyhine açılan davanın reddine,davacı yanın duran varlık teknik yatırım bedeline ilişkin (ariyet yatırım) davasının kısmen kabulü ile; 26.759,60 TL ‘nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte davalı Gap Akaryakıt Nak. Gıda İletişim Madencilik Yedek Parça San. ve Tic. A.Ş.’nden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Birleşen davada davalı kefiller … ve … yönünden kefalet limitinin belli olmaması nedeniyle kefaletin geçersizliğinden dolayı yapılan inceleme sonucunda ret kararı verilmekle lehlerine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, hükmün bu yönden bozulması gerekir ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm,davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararın hüküm fıkrasının 8. bendinde yer alan ‘‘4.080,00-TL’’ ifadesinin hükümden çıkartılarak yerine “6.783,45 TL” ibaresinin eklenmesine kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 42,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 06.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.