Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2011/12669 E. 2012/22450 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12669
KARAR NO : 2012/22450
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25.9.2012 günü temyize den davalı … ile vekili gelmediler. Karşı taraf davacı … vekili Av..geldi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Yapılan soruşturmaya, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere, özellikle ihtarın, Türk Medeni Kanununun 164. maddesi ile 27.3.1957 gün ve 10/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun bulunmasına; davanın süresinde açılmış olmasına; davalının kanunen korunmaya değer bir sebep olmadığı halde ortak konutta aile birliğine dönmediğinin anlaşılmış bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1) geçimine, (TMK md.185/3) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak ve hükmün kesinleşmesine kadar devam etmek üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan, ara kararı ile davalı kadın yararına hükmedilen ve karar kesinleşinceye kadar infazı mümkün olan aylık 250.00 TL.nafakanın hükümle birlikte kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (HUMK.m.438/7).SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple gerekçeli kararın hüküm bölümünün 2. bendinin tamamen hükümden çıkarılmasına, yerine 2. bent olarak “yargılama sırasında taktir edilen 250.00 TL. tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına” sözcüklerinin eklenmesine, hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle, temyize konu diğer yönlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 25.09.2012 (salı)
KARŞI OY YAZISI
1-Boşanma davasını terk edilen eş açabilir (TMK.m.164/1). Kocasının sürekli alkol alması, sürekli fiziksel şiddet uygulaması ve sürekli hakaret etmesi sebebiyle evden ayrılan davalı kadın terk eden eş değildir.Zira, terk eden eşin tanımını Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk eden eş olarak tanımlamıştır (TMK.m.164/1).Davacı erkek eşin dava hakkının olmadığını YHGK emsal kararı ile de teyit etmiştir (YHGK, 4.11.2009, 2009/2-402-2009/484).2-KALDI Kİ; Erkek eşin hiçbir haklı ve kabul edilebilir sebep göstermeden ihtarın (TMK.m.164) tebliğinden 3 yıl 2 ay sonra terk sebebiyle boşanma davası açması dürüstlük kurallarına (TMK.m.2) uygun olmadığı gibi geçen zaman dikkate alındığında ihtar isteğinin samimi bir arzuya dayandığı da kabul edilemez (Emsal karar; Y.2.H.D, 8.12.2010, 2009/17968 esas, 2010/20643 karar).
KARŞI OY YAZISI
Boşanma davasını terk edilen eş açabilir (TMK.m.164/1). Türk Medeni Kanunu terk eden eşi; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmek veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemek şeklinde tanımlamıştır (TMK.m.164/1). Türk Medeni Kanununun 164/1. maddesi “eşini terke zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş terk etmiş sayılır” düzenlemesini içermektedir.
Şiddet gören, hakarete uğrayan eş evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmiş değildir. Davalı eş terk eden eş olarak kabul edilemez. Açıkladığım nedenlerden dolayı davacının davasının reddi gerektiği düşüncesindeyim. Bu sebeple değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.