Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4549 E. 2022/8741 K. 07.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4549
KARAR NO : 2022/8741
KARAR TARİHİ : 07.12.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.01.2018 tarih ve 2015/115 E- 2018/6 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.04.2021 tarih ve 2018/1623 E- 2021/552 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketle davalı CSG Petrol Ürünleri Paz. Dağ. ve Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. Arasında İstanbul İli … İlçesi … Köyü … Mevki 30 L 3-4 III a pafta 277 ada 1 parselde bulunan akaryakıt istasyonunda faaliyete bulunmak üzere 18.07.2008 tarihinde “Bayilik Sözleşmesi” ve 19.07.2008 tarihli “Protokol” yapıldığını, bu kapsamda davacı tarafından davalıya bayilik sözleşmesine konu akaryakıt istasyonunda bayilik sözleşmesi süresince ve bayilik faaliyetinde kullanılmak üzere bir kısım malların ariyet olarak verildiğini, ancak sözleşmenin 06.02.2012 tarihinde feshedildiğini, davalıdan ariyetlerin iadesi istenmesine rağmen sonuç alınmadığını ileri sürerek ariyet malların davalıdan alınarak davacıya aynen iade edilmesini, bu mümkün olmazsa malları rayiç bedelleri karşılığı 112.136,36 TL’nin Kanun’un 2. maddesi gereğince TCMB’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı değişen oranlı faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile arasında geçerli bir bayilik sözleşmesi bulunmadığını, 18.07.2008 tarihinde imzalanan sözleşme ve protokolün genel itibariyle davacı şirketin menfaatine olduğunu, sözleşmenin haksız ve kötü niyetli olduğunu, söz konusu ariyet malları teslim etmeye hazır olduklarını davacı tarafa defalarca iletmiş olmalarına rağmen işbu ariyetlerin davacı tarafça gelip teslim alınmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce tüm dosya kapsamına göre, davalı tacir olduğundan TTK’nin 18. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranma zorunluğu olduğundan genel işlem koşullarına aykırılıktan söz edilemeyeceği, iş yerinin kapalı olduğunun tespit edildiği, dava konusu malların olup olmadığının belirlenemediği ancak davalının iadeyi kabul ettiği gözetilerek sözleşmenin feshi nedeni ile davacının aynen teslim, olmadığı taktirde bedellerinin iadesini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 18.07.2008 tarihli sözleşme ekinde yer alan akaryakıt ariyet malzemeleri teslim ve tesellüm listesi ile kurumsal giydirme listesinde yer alan malların kararın kesinleşmesinden sonra davacıya aynen iadesine, olmadığı taktirde 112.136,36 TL’nin 16.02.2012 tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin ariyetin iadesine ilişkin kurduğu hükmün yerinde olduğu, ancak iade yapılma olanağı bulunmadığı takdirde yapılacak işlem konusunda kurulan hükmün yerinde olmadığı, dava konusu taşınır mallardan hangilerinin mevcut olduğu dosya kapsamından anlaşılmadığından mahkemece infaz anında mevcut olanlar yönünden aynen iade, aynen iadenin mümkün olmaması halinde İİK’nın 24. maddesi gözetilmek suretiyle belirlenecek bedellerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/115 2018/6 22/01/2018 kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine, davanın kabulüne, 18.07.2008 tarihli sözleşme ekindeki CSG Petrol/İstanbul Akaryakıt İstasyonu kurumsal kimlik giydirme teslim-tesellüm listesinde ve CSG Petrol/İstanbul Akaryakıt ariyet malzemeleri teslim tesellüm listesinde yer alan, miktar ve adedi bildirilen malların davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İİK’nin 24.maddesi uyarınca belirlenecek bedellerin 16.02.2012 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalının tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. vd. maddelerinde, hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Bu anlamda Mahkemelerce yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi gereklidir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. İşbu dosyada Bölge Adliye Mahkemesi’nce, hüküm fıkrasında taraflar arasındaki sözleşmenin ekinde yer alan listelerdeki ariyetlere atıf yapılarak kabul kararı verilmişse de, davacı tarafça anılan listelerin sözleşme ekinde olmadığı, ancak teslim edilen ariyetlerin fatura ve teslim tesellüm listelerinin bulunduğundan bahisle itiraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece aynen iadesi kabul edilen ariyetlerin tek tek sıralanarak infazda tereddüt yaratmayacak biçimde hükme alınması gerekmekteyken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacı vekilinin 2. bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 5.745,03 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 30.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.