YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10276
KARAR NO : 2023/462
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2016 tarihli ve 2015/755 Esas, 2016/508 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 134 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.06.2019 tarihli ve 2016/360745 sayılı, sanığın temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. GEREKÇE
1. Şikayetçinin beyanına ve dosyada mevcut elektronik postalara ilişkin belge örneklerine göre, 03.03.2013 olan suçun işlendiği tarihin gerekçeli karar başlığına “2013” olarak eksik yazılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine uyulmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanık hakkında açılan kamu davasına katılma talebinde bulunan şikayetçinin, davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 238 inci maddesine uyulmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanığın, 10.05.2016 tarihli duruşmada alınan; “…Ben 2009 yılına kadar… uzman … olarak görev yapıyordum. Kendi insiyatifimizle …’da olan sel felaketinden ötürü askerlerimin ailelerine yardım gönderebilmek için esnaflardan yardım topladım. Yapmış olduğum eylemden dolayı dolandırıcılık suçlaması ile meslekten atıldım. Daha sonra rahatsızlandım. …’da askeri hastanede 1 yıl tedavi gördüm, psikolojim bozuldu. İşimden ve ailemden ayrılmak zorunda kaldım, ailemde beni kabul etmedi. Bunun vermiş olduğu psikoloji ile yaklaşık 6 aylık süre içinde internet üzerinden tanımadığım şahıslar ile görüşme yapmaya başladım. Görüştüğüm şahısların görüntülerini ve ses kayıtlarını herhangi bir yere de kaydetmedim. Kimseye de vermedim. Yapmış olduğum bu görüşmelerden dolayı hakkımda davalar açıldı ve cezalar gelmeye başladı. Benim amacım kesinlikle insanlara şantaj yapmak veya maddi çıkar sağlamak değildi. Sadece o dönemdeki psikolojim ile böyle işlere giriştim. Mahkemenizdeki müştekiyi de tanımam. Ben kamera kullanmadığım için o beni göremiyordu. Ancak ben onu Msn üzerinden görüyordum, konuştuk. Kendisine cinsel taciz içerikli herhangi bir şey söylemedim. Üzerindeki kıyafetleri çıkarması konusunda da herhangi bir beyanda bulunmadım. Sadece … başvurusu ile ilgili topuklu ayakkabı ile boydan görmem gerektiğini söyledim…” biçimindeki savunması karşısında, sanık hakkındaki bütün tedavi evrakları getirtilip, sanığın atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin iddia olunan suç tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalmaya neden olacak bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığı ya da aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca akıl hastalığı derecesinde olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan, bir üniversite araştırma hastanesinin psikiyatri ana bilim dalı başkanlığından ya da tam teşekküllü ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden cezai ehliyetinin belirlenmesi hususunda rapor alınarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
4- Şikayetçi .’ın, internet ortamında gördüğü ilan üzerine … başvurusu yaparak, kendisine ve ailesine ait şahsi bilgileri ihtiva eden özgeçmişini gönderdiği “.” isimli elektronik posta adresinden … başvurusunun kabul edildiğine ve kendisiyle formasyon sınavı yapılacağına dair bildirimde bulunulması üzerine, bilgisayarının kamerasını açarak, sanıkla MSN ile görüntülü görüşmeye başladığı, bir süre sonra sanığın, şikayetçiye, neden Pegasus’u tercih ettiğini sorduğu ve akabinde kıyafet yönetmeliğinin maddeleri ile ilgili sorular yönelttiği, şikayetçinin webcamdan topuklu ayakkabı ile boydan elbiseyle görüntüsünü aldığı ve ona etek boyu ile ilgili sorular sorduğu, daha sonra şikayetçiye, sınavda ikinci olduğu, asıl mülakat sonucunun 18:00’den sonra açıklanacağının söylendiği, şikayetçinin, aynı gün, sınav sonucunun kendisine bildirilmesi için elektronik posta gönderdiği, ancak, cevap alamayınca . Havayolları İnsan Kaynakları bölümünü telefon ile aradığı ve kendisine böyle bir işe alma prosedörü olmadığının söylendiği, sanığın, soruşturma kapsamında alınan ifadesinde; şikayetçiyle işe alım vaadiyle temas kurarak görüntülü sohbet yaptığını kabul ettiği iddialarına dayalı olarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ile aynı Kanun’un 134 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kamu davaları açıldığı ve yapılan yargılama sonunda verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz edilmediği anlaşılmakla,
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince uzlaştırma kapsamına giren özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, bu kapsama girmeyen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ile birlikte işlendiği iddiasıyla kamu davası açılmasından dolayı 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca uzlaştırma yoluna gidilmediği; ancak, sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan beraat kararı verilmesi nedeniyle temyiz incelemesine konu edilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, sanık ile şikayetçi arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken bu hususa uyulmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Kabul ve uygulamaya göre de:
a) T.C. Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin olan ve hükümden önce 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan iptal kararına yanlış anlam verilerek, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması,
b) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen ilam içeriğine göre, sanığa ait adli sicil kaydındaki … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2012 tarihli ve 2012/334 Esas, 2012/435 Karar sayılı, cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesi ve dördüncü fıkrası uyarınca hükmedilen 3.000,00 TL’den ibaret adli para cezasının, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve aynı maddenin son cümlesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, adli sicil ve arşiv kaydında tekerrüre esas alınabilecek başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2016 tarihli ve 2015/755 Esas, 2016/508 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.