YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5788
KARAR NO : 2022/9339
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.04.2021 gün ve 2016/35 – 2021/230 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.05.2022 gün ve 2021/3672 – 2022/4055 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 750.000.-TL bedelli senede dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, taraflar arasında bu miktar senedin düzenlenmesini gerektiren bir ticaret yapılmadığı gibi senedin müvekkilince tanzim veya imza edilmediğini, davalı hakkındaki resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından kamu davası açıldığını, soruşturmada alınan raporda senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmayıp hakiki imzalar model alınarak sahte oluşturulduğunun belirtildiğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini, %40 oranında tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 03.01.2012 tarihli dilekçesi ile davasını istirdat davasına dönüştürmüştür.
Davalı vekili, ağır ceza mahkemesine sunulan Adli Tıp Kurumu raporunda senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirtildiğini, yine Jandarma Kriminal Labarotuvarında yapılan inceleme sonucu icra hukuk mahkemesine sunulan raporda imzanın davacıya aidiyeti yönünde görüş belirtildiğini, senedin illetten mücerret bir ödeme aracı niteliği taşıdığını, 01.11.2008 tarihli “Özel İş Akti ve Gayrimenkul Aracılık, Yetki ve Tellaliye Sözleşmesi” başlıklı belgenin davacı tarafından imzalandığını, müvekkilinin de sözleşme kapsamında Ege Grup’la bağlantı kurup tarafları tanıştırdığını, müvekkilinin komisyon bedelini defalarca talep etmesine rağmen davacının “anlaşmaya katkın yok, alacak hakkın bulunmuyor” diyerek ödeme yapmadığını, bilahare davacının müvekkilini çağırıp kendisine haksızlık ettiğini söyleyerek müvekkilinin daha evvel kendisine borç olarak verdiği miktar ve komisyon bedelini ödemek istediğini ifade ettiğini, parayı vermekten vazgeçip anılan senedi düzenlediğini ileri sürerek davanın reddini, %40’tan az olmamak üzere tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 168,30 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 709,50 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 22.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.