Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/14467 E. 2023/942 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14467
KARAR NO : 2023/942
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık … müdafiinin 26.04.2022 tarihli asıl karara yönelik, sanık … müdafiinin ise 28.09.2022 tarihli ek karara ilişkin temyiz istekleri yönünden, Mahkemece kurulan asıl hükmün ve ek kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2014 tarihli ve 2011/207 Esas, 2014/479 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, anılan Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ertelenmesine ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.

2.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2014 tarihli ve 2011/207 Esas, 2014/479 Karar sayılı kararının sanık … müdafii ve sanık … müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 12.05.2020 tarihli ve 2016/18631 Esas, 2020/4252 Karar sayılı kararı ile “Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasa’nın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasa’nın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2020/409 Esas, 2022/437 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası, 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’ un 62 nci maddesi, anılan Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ertelenmesine, kaçak eşyanın ise 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine karar verilmiştir.

4.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2020/409 Esas, 2022/437 Karar sayılı ek kararı ile sanık … müdafiinin 21.09.2022 tarihli temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.11.2022 tarihli ve 2022/130012 sayılı, “Yüklenen suçun gerektirdiği cezanın yasada belirtilen türü ve üst sınırına göre; dava, 5237 Sayılı TCK’nun 66/1-e ve 67/4’ncü maddelerinde öngörülen 12 yıllık uzatılmış zamanaşımı süresine tabi bulunmakla: Suç tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin geçtiği anlaşılmış ve sanıklar … müdafisi ile … müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 1412 Sayılı CMUK’nun 321. Maddesi uyarınca sanıklar … ile … hakkındaki hükmün BOZULMASINA, aynı Kanununun 322/1 maddesine göre zamanaşımı nedeniyle haklarındaki kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE, kaçak eşyaların zoralımına karar

verilmesi,,…” nedenine dayalı davanın zamanaşımından düşürülmesi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık … müdafiinin ek karara yönelik temyiz isteği, sanığa çıkarılan davetiyenin Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ edildiğine, olayda kamu zararı karşılandığı halde 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmadığına ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık … müdafiinin temyiz isteği, eksik inceleme sonucu, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ve re’sen belirlenecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.08.11.2010 tarihinde Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğü denetimindeki DHL geçici deposunda bulunan 1 adet koli içerisindeki 3,5 kg plastik boncuk cinsi eşyanın, sanık … ve hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşen diğer sanık … tarafından gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın yurda sokulduğu, suça konu eşyanın alıcısının sanık … olduğunun, gümrükte iş takipçiliği yapan sanık …’ın ise sanıklar Can Fırat ve Metin aracılığıyla söz konusu kolinin gümrükten dışarı çıkartılmasını sağladığının tespit edildiği ve sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, Mahkemece aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması için sanıklara ek savunma hakkının verildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık … aşamalardaki savunmalarında, sanık …’ tan …’nın kolisini gümrükteki işlemlerini tamamlayarak almasını istediğini, iş bittiğinde 300,00 TL para verdiğini beyan etmiştir.

3.Sanıklar … ve … aşamalardaki savunmalarında, sanık …’i Mahmut ismi ile bildiklerini, olay tarihinde Atatürk Havalimanı Gümrük Müdürlüğü’nde iş takipçiliği yaptıklarını, sanık …’a ait koliyi diğer sanık …’e vermek için gizlice gümrükten dışarı çıkarttıklarını beyan etmişlerdir.

4.Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğü tarafından düzenlenen 09.10.2013 tarihli Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakası dosyada mevcuttur.

5.Sanık …, Refahiye Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla gönderdiği 09.12.2021 tarihli dilekçesi ile suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı olan 439,86 TL ve gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler toplamından oluşan kamu zararını ayrı ayrı yatırdığını gösterir makbuzu sunmuştur.

6.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden
Sanık …’ın diğer sanıklarla birlikte atılı suçu toplu olarak işlediği gözetilerek eyleminin 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kaldığı, atılı suça göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı Kanun’un 3 üncü fıkrası ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 15 yıl olağan, 22 yıl 6 ay olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmakla, kamu davasının zamanaşımından düşürülmesine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B.Sanık … Müdafiinin 28.09.2022 Tarihli Ek Karara İlişkin Temyiz İsteği Yönünden
Sanığın yokluğunda verilip 28.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 21.09.2022 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği asıl kararın re’sen temyize de tabi olmadığı, aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir.

C. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Mahkumiyet Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Olay ve olgular başlığı altında 1 numaralı paragrafta belirtildiği üzere sanık …’ın suç tarihinde, Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğü’nde henüz ithalat işlemi yapılmamış 1 adet koli içerisinde plastik boncuk cinsi eşyaları diğer sanıklar … ve … aracılığıyla gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın yurda sokması şeklinde gerçekleşen eyleminin, sanıklar … ve …’ın ikrara yönelik savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre sübuta erdiği, keza mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesi uyarınca gerekçe içerdiği belirlenmekle, sanık … hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş ve sanık müdafiinin eksik inceleme sonucu, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.Lehe Hükümlere İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesi ve Re’sen Tespit Edilen Hukuka Aykırılıklar
a) Sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı gözetilmeden aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince uygulama yapılması,
b) 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;

-Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
-Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” hükmünü içerdiği gözetilerek;
Sanığın 09.12.2021 tarihli dilekçesinin ekinde ibraz ettiği dekontların içeriğine göre, hükümden önce 08.12.2021 tarihinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını yatırdığı ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığının anlaşılması karşısında sanığın cezasından 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayini,
c) Sanığın adli sicil kaydının bulunmadığı cihetle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına objektif koşullar bakımından engel hali bulunmayan, dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını mal müdürlüğüne yatırmış olmakla kamu zararını da gidermiş olan sanık hakkında kurum zararı giderilmediği şeklindeki dosya kapsamına uymayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
d) Sanığın dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının yanı sıra kamu zararı olarak kendisine bildirilen vergiler toplamı olan tutarı da ödemiş olduğu, oysa ki gümrüklenmiş değerin 2 katının ödenmesi ile birlikte kamu zararı ortadan kalkmış olduğundan ödenen tutardan 44,93 TL’ lik vergiler toplamının sanığa iadesinin gerekmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2020/409 Esas, 2022/437 Karar sayılı ek kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık … Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (C-2) paragrafında açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2020/409 Esas, 2022/437 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.