YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18003
KARAR NO : 2023/595
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/192 Esas, 2016/445 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.03.2021 tarihli ve 2016/291657 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; marka hakkına tecavüz suçunun sübuta erdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan vekili 07.01.2016 tarihli şikâyet dilekçesi ile Kevser Kundura isimli iş yerinde hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur. Şikâyet dilekçesine ek olarak o iş yerinden satın aldığını iddia ettiği bir çift spor ayakkabı ile 13.12.2015 tarihinde Öztürk Tuhafiye ve Kundura tarafından düzenlenen 45,00 TL tutarındaki satış fişini dosyaya delil olarak sunmuştur.
2.Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.01.2016 tarihli ve 2016/184 değişik iş sayılı kararı doğrultusunda Kevser Kundura isimli iş yerinde 12.01.2016 tarihinde yapılan aramada bir çift ayakkabıya el konulmuştur.
3.Sanık savunmalarında; iş yeri eşi adına kayıtlı olsa da alım ve satım işlerinden kendisinin sorumlu olduğunu, aramada ele geçirilen ayakkabı üzerinde Strong markasının yazılı olduğunu, Hummel markasının bulunmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
4.Dosyada mevcut 17.02.2016 ve 25.05.2016 tarihli bilirkişi raporlarında; suça konu ayakkabı üzerinde kullanılan işaretin, şikâyetçi firmanın tescilli markası ile benzer olduğu ve bu benzerliğin ortalama bir tüketiciyi yanıltabilecek düzeyde olduğu, dolayısıyla marka hakkına tecavüz suçunun oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.
5.Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanunun 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
6. Türk Patent Enstitüsü’nün 16.03.2016 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen marka tescil belgesinden 2012 31319 tescil numaralı FSF Strong + şekil markasının dava dışı Rıza Zabun adlı kişi adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
7. İlk Derece Mahkemesince 07.04.2016 tarihli celsede adlî emanette kayıtlı suça konu ayakkabı getirtilerek incelenmiş ve ayakkabının yan yüzeylerinde veya topuk kısmında hiçbir yazı bulunmadığı,
dış ve iç yan yüzlerde Hummel şekil markasına benzeyen işaret bulunduğu, kulakçık kısmında FSF Strong Sport Shoes yazısının göründüğü hususu tutanağa geçirilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, 12.01.2016 tarihli arama ve el koyma tutanağı, bilirkişi raporları ve dosyada yer alan fotoğraflara göre; sanığın iş yerinde yapılan aramada ele geçirilen ayakkabının dil kısımda FSF Strong Sport Shoes markasının gözle görünür şekilde ön planda olduğunun ve katılan adına tescilli olup şikâyete konu edilen markanın ayırt edici gücünün zayıf olduğunun anlaşılması karşısında; suça konu ürün ile orijinal ürünler arasında genel görünüm ve insan duyularında bıraktıkları izlenim bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketiciler yönünden iltibas oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/192 Esas, 2016/445 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.