YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8633
KARAR NO : 2009/10705
KARAR TARİHİ : 07.07.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere verilen kararın bozma kararına uygun olmasına göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıların yakınları olan sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu ölmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı çocukların maddi zararlarının S.G.K’ca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerleri ile karşılandığından reddine, 39.909,79 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı eşe verilmesine, manevi tazminat istemlerinin de kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın meydana gelmesinde, işverenin % 20, dava dışı …’ın % 80 oranındaki kusurlu davranışlarının etkili olmasına, olayın işyerinde meydana gelmesine göre davalı işverenin dava dışı kişinin kusurundan da müteselsilen sorumlu olmasına, dava tarihine, tarafların ekonomik ve sosyal durumuna ve karşılanmayan maddi zararın miktarına göre, dava konusu olayda davacılardan … yönünden Borçlar Kanunu’nun 44/2. maddesinin öngördüğü koşulların oluştuğu sabit ise de; mahkemece anılan maddeye dayanılarak zarardan % 10 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması, davacılar Mehmet ve İlknur’un maddi zararı yönünden hakkaniyet indirimi yapılmaması gerekirken bu davacıların maddi zararından hakkaniyet indirimi yapılarak maddi tazminat istemlerinin tümden reddine karar verilmiş olması ve kabule göre de kurumca karşılanmayan toplam zarar bulunarak bu miktar üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken mahkemece hesaplanan gerçek zarar üzerinden hakkaniyet indirimi yapılıp sonra Kurumca bağlanan peşin sermaye değerinin düşülmesi isabetsizdir.
Öte yandan Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı çocukların her biri yararına 20.000,00 TL. manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1- Davacı eş için ( 119.371.41 TLx 90/100)=107.434,26 TL. maddi ve 25.000,00 TL manevi, davacı … için 1.794,37 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi, davacı … için 556,01 TL. maddi ve 20.000,00 TL. manevi tazminatın ölüm tarihi olan 28.09.2002 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan davacı eş için 9.846.05 TL, davacı … için 575,00 TL., davacı … için 575,00 TL ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden davacı eş için 2.900,00 TL, davacı … için 2.400,00 TL., davacı … için 2.400,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince 2.900,00 TL. avukatlık ücretinin davacı eşten, 2.400,00 TL. avukatlık ücretinin davacı …’dan, 1.800,00 TL. avukatlık ücretinin davacı …’ten alınarak davalıya verilmesine, davacıların fazla maddi tazminat istemi maddi zararın SGK tarafından bağlanan gelirde meydana gelen artış ve resen yapılan hakkaniyet indirimi nedeniyle reddedildiğinden ve davacıların dava açmazdan önce bunu bilmesi mümkün bulunmadığından fazla istemin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
3- Davacılar tarafından yapılan toplam 1.051,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 630,00 TL sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Alınması gereken 9.438,37 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.898,00 TL’ nin mahsubuyla bakiye 5.540,37 TL nisbi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından peşin yatırılan 3.898,00 TL nisbi harç ile 26,80 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.924,80 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 67,20 TL temyiz başvuru harcı taraflarca yatırılmış olduğundan, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 07.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi