Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1639 E. 2009/4700 K. 29.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1639
KARAR NO : 2009/4700
KARAR TARİHİ : 29.06.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.6.2009 Salı günü davacı Müflis …Otelcilik ve Turizm A.Ş. İflas İdaresi vekili avukat … ile davalı … vekili avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı İflas İdaresi vekili, Müflis …Otelcilik ve Turizm A.Ş’nin diğer davalı … lehine iflasın açılmasından evvelki bir yıl içinde ipotek verdiğini, borçlu şirketin bu ipoteği vereceğine dair bir taahhüdünün bulunmadığını, ayrıca ipotek alacaklısının müflis Şirket yönetim kurulu başkanının eşi ve yönetim kurulu başkan yardımcısının da annesi olması dolayısıyla İİK’nın 279. maddesinin son fıkrasından da yararlanamayacağını ileri sürerek, ipotek işlemine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ipoteğin dayanağı olan alacağını, müflis şirketin ortağı olan IFC (…) şirketinden temlik aldığını, onun da 1991 yılında alacağı için teminat istediğini, yabancı şirket olmasından dolayı bu talebinin mümkün olup olmadığının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden sorulduğunu ve olumlu cevap geldiğini ve alacağı devraldıktan sonra müflis şirket ile yazışmalar yapıldığını bunun sonucunda ise 16/12/2002 tarihinde dava konusu ipoteğin tesis edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu ipoteğin iflas davasının devamı sırasında verildiği anılan ipoteğin verileceğine dair Müflis …Otelcilik ve Turizm A.Ş ile davalı arasında resmi şekilde düzenlenmiş bir sözleşmenin bulunmadığı ve ipoteğin iflas davasının devamı sırasında verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı iflas idaresinin İİK’nın 277/1. bendi uyarınca ve davalı alacağının 10.000.000.000.000 TL kısmı için iflas masasına rüçhanlı olarak kaydedilmiş; ancak, İİK’nın 233. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş olmasından dolayı bu davayı açmaya yetkisi bulunmasına, İİK’nın 279/ 1. bendi uyarınca borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde, borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere mevcut bir borcu temin için yapılan rehinlerin de batıl sayılmış bulunmasına, iflasına karar verilen borçlu şirketin yönetim kurulu başkanının davalının oğlu ve yönetim kurulu başkan yardımcısının da kocası olmasından dolayı davalının 279/son maddesindeki, “Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.” hükmünden yararlanmasının da mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 625.00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 98.415.00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına 29.06.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

-KARŞI OY YAZISI-

Dava, müflis …Ötelcilik ve Turizm A.Ş İflas İdaresi tarafından müflisin iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde diğer davalı lehine taahhüdü olmamasına rağmen ipotek verdiği, ipotek alacaklısının müflis şirket yönetim kurulu başkanının eşi ve başkan yardımcısının da annesi olduğu İİK.nun 279/son maddesinden yararlanamayacağı gerekçesiyle açılmış tasarrufun iptaline ilişkindir.
Mahkemece ipoteğin verileceğine dair resmi şekilde düzelenmiş sözleşme olmadığı gibi iflas davasının devamı sırasında verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, sayın çoğunluk tarafından İİKnun 279/1-son maddesi gereğince hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında davacı alacağını tahsil etmek için borçlu ile doğrudan veya dolaylı olarak hukuki işlem yapan şahıslar arasındaki tasarrufların hükümsüzlüğünü tesbit ettirip dava konusu mal veya mallar üzerinde haciz ve satış yetkisi elde ederek alacağını tahsil etme amacı taşımaktadır.İİK.nun 277 ila 280.ci maddelerinde belirtilen tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir.İflas idaresinin İİK.279/1 maddesine dayalı ipotekle ilgili tasarrufun iptali davası açma hakkı vardır.
Davaya konu ipotekle temin edilmiş, 10.000.000.000.000.TL miktarındaki alacak iflas idaresi tarafından rüchanlı olarak kabul edilip masaya yazılmış davalının kabul edilmeyen 5.152.000.000.000.TL ile ilgili açtığı Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen sıra cetveline itiraz davasında rüchanlı alacağının olduğu kabul edilmiştir.
Rüchanlı alacakla ilgili alacağın terkini konusunda dava açılmamış sıra cetveli 23.11.2003 tarihli gazete ve 1.12.2003 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Tasarrufun iptali davasından amaç borçludan tahsil imkanı bulunmayan alacağın tahsilinin sağlanmasıdır. Somut olayda tasarrufun iptaline karar verildiğinde iflas masasında tüm alacaklılar lehine bir kazanım olmalıdır. Ancak, ipotekli alacak sıra cetveline alınarak kaydedilmiştir. İpoteğin kaldırılması masa lehine kazanın yaratmayacak sıra cetvelinde değişiklik yapacaktır. Malların paraya çevrilmesinde açık arttırma veya pazarlık suretiyle yapılacak satışta alana
ipoteksiz olarak devredileceğinden satın alan için ipoteğin kaldırılmasına yönelik davanın önemi olmayacak bedelde fark yaratmayacaktır.
Bu durumda davanın sonucunda verilecek karar bir anlamda sıra cetveline itiraz davası olup iflas idaresinin böyle bir dava açma hakkı yoktur. Dava sıra cetveline girme hakkı bulunan alacaklılar tarafından açılabilir.
Bütün bu veriler dikkate alındığında davanın kabulü halinde davacının masa lehine tahsil edeceği bir hakkı olmayıp alacak kabul edilip sıra cetveli kesinleşip terkine ilişkin bir davada olmadığından davacının bu davaya açmada korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmayıp bu nedenle davanın reddi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.