Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2077 E. 2009/3972 K. 04.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2077
KARAR NO : 2009/3972
KARAR TARİHİ : 04.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, kendisine ait araca, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın, tam kusurlu kullanımı sırasında meydana gelen kazada hasarlandığını, hasar bedeli kasko sigortası tarafından karşılandığı, aracında 10.000,00TL değer kaybı ve tamir süresincede aracından mahrum kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile değer kaybı ve araç mahrumiyeti bedeli olarak toplamı 8.000,00TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında, aracın değer kaybı için 7.600,00TL ve araç mahrumiyeti için 4.00,00TL talep etiğini belirtmiştir.
Davalı … Taşımacılık vekili cevap dilekçesinde, kusur oranına itiraz ederek, aracın 1.5.2007 tarihinde dava dışı …iç Dış Tic. Paz. Ltd. Şti’ne kiralandığını, Genel Sigorta Şirketine Zorunlu ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortalı olduğunu, her iki şirkete davanın ihbarını isteyerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Davalı … Taşımacılık yönünden aracı uzun süreli dava dışı şirkete kiraladığı, KTK’nun 3. madesi gereğince dava dışı şirketin işleten sıfatı kazandığı gerekçesiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine; davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne, 4.375,00TL’nin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu araçta meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin, işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktirinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, kazaya karışan …plakalı aracın davalı … Taşımacılık Oto Kiralama Hiz. San.Ltd.Şti adına kayıtlı olup, bu şirket tarafından aracın “1.5.2007-31.7.2007 tarihleri arasında …İş. Dış. Tic. Paz. Ltd. Şti’ne kiraya verildiği; kira bedeli aylık 400.YTL olup, fatura 3’er aylık dönemlerde kesileceği; kiranın, fatura karşılığında ödeneceği”, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesi ile kararlaştırılmış ve bu konudaki kira sözleşmesi sunulmuştur. Ne varki bu konuda sunulan delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte değildir. Bu konuda ibraz edilen belge ve deliller değerlendirilirken, özellikle zarara uğraanların haklarının halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde gözönünde bulundurularak, davalı şirket oto kiralama şirketi olup, aracını dava dışı …Şirketine kiraladığına göre, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.