Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/5998 E. 2009/7772 K. 23.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5998
KARAR NO : 2009/7772
KARAR TARİHİ : 23.11.2009


-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR :1) …, 2) …
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak kendine ait taşınmazı diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, tasarrufun borcun doğumundan önce gerçekleştiğini, satışın muvazaalı olmadığını ve iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece taşınmazın düşük bedelle ve alacağın ödenmesini engellemek amacı ile satılması nedeniyle davanın kabulüne ve davalılar arasındaki satış işleminin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yukarda belirtilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Aynı yasanın 278 ve 279. maddelerinde sayılan koşulların varlığı halinde tasarrufun, başka bir sebep aranmaksızın mutlak surette iptale tabi olduğu, 280.maddede ise malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı
../…
– 2 –
2009/5998
2009/7772
ile yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği belirtilmiştir. Somut olayda mahkemece taşınmazın gerçek değerinin altında bir bedelle satıldığı ve bu satış işleminde gerçek amacın borcun ödenmesini engellemek olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece taşınmazın gerçek değeri bilirkişiler marifetiyle belirlenmediği gibi dosyadaki bilirkişi raporu sadece alacağın doğum tarihinin belirlenmesine ilişkindir. Ayrıca davalı üçüncü kişi …’ın kötü niyetli olduğu, borçlu ile akrabalık, arkadaşlık, komşuluk gibi bir yakınlığı bulunduğu ve borçlunun alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğuna dair de dosyada her hangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu durumda inşaat mühendisi, fen memuru ve emlak uzmanından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti ile yerinde keşif yapılarak tasarrufa konu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi yönünde gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınması, tarafların satış işleminde muvazaa bulunup bulunmadığına ilişkin varsa delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Davalı … vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile yukarda açıklanan nedenlerden ötürü hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.