Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4110 E. 2008/617 K. 14.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4110
KARAR NO : 2008/617
KARAR TARİHİ : 14.02.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takipleri yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun miras hisselerini kardeşleri olan diğer davalılara devrine ilişkin tasarrufların iptali ile taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasını talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren hak düşürücü sürelerin geçtiğini ve dava sırasında taksim yapıldığını, mal kaçırma amacının da bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, ortaklığın giderilmesi davası sonunda verilen ilamın kesinleştiği ancak tapu kaydının halen ortak muris adına olduğu bu nedenle davacının dava açmada hukuki yararı bulunmadığı, miras hissesinin devrinin 3. kişi durumunda bulunan davacıyı bu hali ile etkilemeyeceği, davacının iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete çevirtmek suretiyle alacağını tahsil imkanı bulunduğu, davalıların tapuda devir yapmadıkları o yüzden alacaklı yönünden iptal edilebilecek herhangi bir tasarrufun bulunmadığı ve hak düşürücü sürenin de tapuda tescilin yapılmasından sonra işlemeye başlayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir.
Sözü edilen maddeler gereği malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler iptal edilebilir. Somut olayda davalı borçlu … 28/02/1997, 25/09/1996, 25/08/1997 ve 19/07/1999 tarihlerinde Türkiye Halk Bankası A.Ş ile kredi sözleşmesi yaparak borçlanmıştır. Borcu (alacağı) doğuran 28/02/1997, 25/09/1996, 25/08/1997, tarihli kredi sözleşmelerinin imzalanmasından sonra ve 19/07/1999 tarihli sözleşmenin imzalanmasından 4 … önce borçlu ve kardeşleri arasında Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/242 esas sayılı dosyası ile görülen ortaklığın giderilmesi davasının 15/07/1999 tarihli oturumunda, davalı borçlu … dava konusu taşınmazlardan pay istemediğini, payını kardeşleri …, … ve …’ya devrettiğini beyan etmiş bu beyanını imzası ile doğrulamıştır. Buna ilişkin karar 29/03/2006 tarihinde kesinleşmiştir.
Yukarıda değinildiği gibi alacaklılarını zarara uğratmak maksadıyla yapılan tüm tasarrufların iptali yasal olarak kabul edilmiştir. Bu durumda davacının dava açmakta hukuki yararı vardır. İşin esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra koşulları varsa tasarrufun iptaline ve takibin gerektirdiği işlemlerin ikmali için davacı tarafa gerekli yetkinin verilmesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14/02/2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.