YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4805
KARAR NO : 2009/6080
KARAR TARİHİ : 08.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dışı …’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’ya satması nedeni ile açtıkları tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verildiğini ancak davalı …’in satın aldığı taşınmazı başka bir kişiye devretmesi nedeniyle alacaklarını tahsil edemediklerini öne sürerek icra takip dosyasındaki alacaklarının hesaplanarak şimdilik 12.000.00 YTL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ve 12.000.00 YTL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir.Somut olayda borçlu olduğu bildirilen …’nun kendisine ait taşınmazı davalı …’ya satmış olduğu öne sürüldüğü halde dava sadece 3. kişi olan … aleyhine açılmıştır. Her ne kadar daha önce borçlu ile 3. kişi aleyhine tasarrufun iptali davası açılmış ve sonuçlandırılmış ise de açılan iş bu dava İİK’nun 283. maddesine göre bedele dönüştürülen tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 282.maddesi uyarınca borçlu … ile davalı 3. kişi … arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup ve iptal koşullarının ispat edilmesi halinde 3.kişinin tazminata mahkum edilmesi gerekeceğinden dava dilekçesinin …’ya tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilip hüküm kurulması gerekirken kamu düzeni ile ilgili olan ve resen gözönünde olunması zorunlu olan taraf tesbiti sağlanmadan davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 8.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar veridi.