Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/13618 E. 2022/14166 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13618
KARAR NO : 2022/14166
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde
bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanması suretiyle
mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/10116 esasında kayıtlı Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2016 tarih, 2016/238 esas ve 2016/521 karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
1-Sanık hakkında, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkûmiyet kararında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3., 5271 sayılı CMK’nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasına dayanak teşkil eden soruşturma evraklarının tamamının aslı veya okunaklı onaylı örneklerinin denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması ve suç vasfının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
İncelemeye konu 17/09/2013 tarihli eylem yönünden 16/01/2014 tarihli iddianame ile uyuşturucu madde ticareti suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılamasının sonucunda eylemin değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olduğu kanaati ile 10/07/2014 tarihli karar ile 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesine göre ceza takdir edilip sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerektiği ve 28/06/2014 tarihinden sonra kurulan hükümlerde
TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesinin uygulanma imkanı kalmadığı gözetilmeden, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği,
Mahkemece 10/07/2014 tarihinde hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının hukuki değerden yoksun olduğu dikkate alınmadan tedbir kararının infazı için dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, ancak sanığın 05/10/2015 tarihinde işlediği eylem nedeniyle Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/11440 soruşturma dosyasının bulunduğundan bahisle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak Mahkemeye bildirimde bulunulması üzerine dosya yeniden ele alınarak bu kez doğru uygulama yapılarak sanık hakkında 04/02/2016 tarihli karar ile 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve yeniden denetimli serbestlik tedbirine de hükmolunduğu, kararın 26/02/2016 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, sanığın denetim süresinde 15/03/2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmedilen hapis cezasının kesinleşmesi nedeniyle dosya yeniden ele alınarak sanık hakkında hükmün açıklandığı,
UYAP sisteminde yapılan kontrolde, sanık hakkında 24/09/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bolu (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/09/2013 tarihli 2013/309 esas ve 2013/842 karar sayılı karar ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği ve kararın 24/09/2013 tarihinde kesinleştiği,
UYAP sisteminde yapılan kontrolde, sanık hakkında 05/10/2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davası üzerine Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2016 tarih, 2016/238 esas ve 2016/521 karar sayılı kararının Dairemizin 29/12/2022 tarih ve 2021/10116 esas sayılı kararı ile bozulduğu anlaşılmakla;
3-Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında
hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin, hükmün BOZULMASINA, 29/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.