YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/37
KARAR NO : 2006/1916
KARAR TARİHİ : 22.02.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.6.2004 gününde verilen dilekçe ile tersimat hatasının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.9.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazların paftasına yanlış tersim edilmesi sebebiyle yüzölçümlerinde ve krokilerinde yanlışlık olduğunu belirterek, taşınmazlarının gerçek durumlarına uygun olarak sınırlarının 3402 sayılı yasanın 41. maddesine göre düzeltilerek tapuya tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar istemin 3402 sayılı Yasanın 41.maddesi kapsamında olmadığını, davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılmış olması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, istemin 3402 sayılı Yasanın 41.maddesi kapsamında bulunduğu ancak düzeltme ile mülkiyet nakline neden olunacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi; “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata
./..
-2-
2006/37-1916
sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” hükmünü içermektedir. Maddeden de anlaşıldığı gibi bu tür davalar, kadastro müdürlüğünce anılan maddeye göre yapılan düzeltme işlemlerine karşı işlemin iptali isteği ile açılabilir. Bir davada olayları anlatmak tarafların, hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir (HUMK. M.76). Eldeki davada, davacı kendilerine ait bir miktar yerin davalı taşınmazı kapsamında tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek bunun düzeltilmesini istemiştir. Kadastro müdürlüğünce yapılmış bir düzeltme işlemi bulunmadığına göre, davanın tapu iptali ve tescil isteğine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Dava, belirtilen nedenlerle genel hükümlere göre açılmış tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, eldeki davada bu şekilde açılmış olduğundan davaya devamla tüm kanıtlar toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 22.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.