Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/672 E. 2022/9423 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/672
KARAR NO : 2022/9423
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Bergama 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/02/2018 gün 2016/385 esas 2018/111 karar sayılı kararı ile sanığın CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesi hükmünün CMK’nın 280/2. maddesi gereğince kaldırılarak TCK’nın 85/1, 62, 50/4-1a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin Bergama 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/02/2018 gün, 2016/385 esas 2018/111 karar sayılı hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Ceza Dairesinin 08.09.2020 tarihli, 2018/3437 esas– 2020/1775 karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak,sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmü, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin süresi içinde temyiz süre tutum dilekçesi sunduğu, gerekçeli kararın sanık müdafine 01.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, meşruhatlı tebligatta “tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dilekçe gönderilmek suretiyle temyiz hakkı bulunduğu” ihtaratı yer almakta olup sanık müdafiinin 15.10.2020 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi sunduğu anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 115-412 sayılı kararında; ” Her ne kadar mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan ve sanığın savunmasını üstlenen; savunma ve kanun yollarına başvuru için yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan müdafinin temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin verilmesi süresinin, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde olduğunu bilmemesi düşünülemeyeceğinden, kanun yolu bildirimindeki bu eksiklik müdafi açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacağı söylenebilir ise de; açıklandığı üzere istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 1412 sayılı CMUK’nın yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama terk edilmiş, 7035 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu 7 gün olan temyiz süresi 15 gün olarak yeniden belirlenmiş ancak temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin sunulmasına ilişkin 7 günlük sürede bir değişikliğe gidilmemiş ve böylelikle kısmen karmaşık bir sistem kabul edilmiş olması nedenleriyle avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların söz konusu sürede yanılmalarının mümkün olduğu kabul edilmelidir” şeklinde kararı dikkate alındığında; tebliğnamede temyiz talebinin reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Olay tarihinde saat 15:00 sıralarında, sanık …, idaresindeki otobüs ile karayolunda, bölünmüş yolun inşaat çalışmaları nedeniyle bir platformunun dubalarla iki yönlü hale getirildiği yol üzerinde seyrettiği sırada, seyrine göre sağından orta refüj üzerinden karşıya geçmek için yola giren yayaya, aracının sağ ön kesimi ile çarpması sonucu yayanın öldüğü, temyiz dışı beraat eden sanıkların orta refüje tanıtım afiş ve işaret panolarını koyan yetkililer olduğu anlaşılmakla; hız limitinin 50km/saat olduğu olay yerinde, sanığın hız sınırını aştığına dair dosya içinde bir tespit olmadığı, kaza tespit tutanağında çarpma noktası öncesi fren izi bulunmadığı, Adli Tıp İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporunda ve İstanbul Teknik Üniversitesi raporunda da bu yönde bir tespit yapılmadığı, tanık …’in ilk derece mahkemesindeki beyanında “kaza yapan otobüste olduğunu, alışveriş merkezinden çıkan kişinin sadece geliş yönüne bakarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını, yol çalışması nedeniyle tek yönlü yol, çift yön olarak kullanıldığı için ölen kişinin her iki yöne de bakması gerektiğini, yolu kontrol etmeden çıktığını belirttiği, tanık …’in de ilk derece mahkemesi beyanında “kazanın meydana geldiği sırada otobüste olduğunu, yola çıkan şahsın otobüsün geldiği yöne hiç bakmadan yola çıktığını, şoförün çarpmamak için direksiyonu kırdığını, ancak çarpmaya engel olamadığını” ifade ettiği anlaşılmakla, seyrine göre sağ tarafından orta refüj üzerinden, karşıya geçmek üzere yakın mesafeden kontrolsüzce ve aniden yola giren yayaya, sola manevralı vaziyette çarpması sonrası yakın mesafede durması ile hız limitleri dahilinde meydana geldiği anlaşılan olayda, kusuru bulunmayan sanığın beraati yerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz sebepleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle , İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Ceza Dairesinin 08.09.2020 tarihli, 2018/3437 Esas– 2020/1775 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA; bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE; 01.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.