YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4707
KARAR NO : 2022/6509
KARAR TARİHİ : 06.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemine ilişkin açılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece verilen kabul kararı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Hasancıklı köyü 105 parsel sayılı taşınmazı atalarından beri kullanmalarına rağmen kadastro tespiti sırasında gerçekte olmayan … isimli bir şahıs adına tespit edildiğini belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.09.2014 tarihli ve 2013/263 E., 2014/666 K. sayılı kararıyla; kadastro müdürlüğünün davada sıfatının bulunmadığından Kadastro müdürlüğüne yönelik davanın redine, diğer taraflara yönelik davanın kabulü ile; 105 parselin….. adına olan kaydın iptali ile …. ve …… oğlu 01/07/1935 doğumlu….. TC Kimlik numaralı davacı … adına tesciline karar verilmiştir
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 28.12.2020 tarihli 2017/3812 E., 2020/6429 K. sayılı kararında davanın, kadastro öncesi nedene dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davası olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yer alan düzenlemeye göre kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra “kadastrodan önceki nedenlere” dayanılarak dava açılamayacağı, somut olayda çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 16.04.1974 tarihinde kesinleşerek taşınmaz tapuya tescil edildiği, buna göre, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi olan 10.04.2013 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, Mahkemece, hak düşürücü sürenin re’sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu göz önüne alınarak davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.02.2022 tarihli ve 2021/192 E., 2022/93K. sayılı kararıyla; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kadastro öncesi nedene dayalı olmadığını, TMK’nın 713/2. maddesine dayalı olduğunu, dava konusu taşınmazın tespit malikinin kim olduğunun tapu kayıtlarından anlaşılamadığını, dava konusu taşınmazda davacının 20 yılı aşkın zilyetliği bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe
1.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; TMK’nın 713/2. maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili isteğinden ibarettir.
6.2. İlgili Hukuk
Madde 713/2. maddesi; “… Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) 31 hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
6.3. Değerlendirme
Dava TMK’nın 713/2. maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava sebebine göre; davacının davasının kadastro öncesi nedene dayalı olarak açıldığının kabulü mümkün olmadığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Her ne kadar bozma ilamında hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; bunun maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Maddi hata ise usuli kazanılmış hakkın istisnası olup; söz konusu bozma ilamına uyulmakla, verilen karar hakkında usulü müktesep haktan bahsedilemez.
İşin esasına gelince; tespit maliki …. oğlu……. olup, yapılan kolluk araştırmasının … hakkında yapıldığı, kadastro tespit tutanak bilirkişisi ……’ın sağ olduğu bildirildiği halde dinlenmediği, komşu parsel maliklerinin kim olduğunun araştırılmadığı gibi bu parsellere ilişkin kadastro tutanak ve varsa dayanaklarının incelenmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca Mahkemece usulünce araştırma ve inceleme yapılarak tespit maliki ……’ın kadastro tespit tutanağında baba ismi doğum tarihinin de yazıldığı gözetilerek nüfusa kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın gerçekte böyle bir şahsın olup olmadığı titizlikle araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
V. SONUÇ:
Davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasa’nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.