Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2022/1712 E. 2022/9402 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1712
KARAR NO : 2022/9402
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ :KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen ayıplı maldan kaynaklanan misliyle değişim davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden esas hakkında davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 13/12/2022 tarihinde davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 11/06/2015 tarihinde … plakalı Audi A6 aracı ikinci el olarak aldığını, aracın ithalatçısının da satıcısının da davalı şirket olduğunu, aracın alındığı günden beri sürekli şanzıman hata ve arızası ile motor yağı eksiltme arızası verdiğini, aracın ilk şanzıman arızasının 11/04/2013 tarihinde 82.051 km’de aracın 1. Vitesten 2. Vitese ve 2. Vitesten 3. Vitese geçerken titreme şikayeti ile başladığını, aracın daha garantisi dolmadan bu arızayı verdiğini ve yetkili servisin aracın şanzımanında birtakım işlemler yaparak arızayı gidermeye çalıştığını, 03/02/2015 tarihinde 145.858 km’de aynı arızayı verdiğini yine yetkili servisin şanzımanda kavramayı değiştirerek sorunu çözmeye çalıştığını, 07/07/2015 tarihinde aynı arızayı verdiğini, 06/02/2016 tarihinde 162.487 km’de iken aracın yolda kaldığını, çekici ile yetkili servise götürüldüğünü ve aracın kavramasının tekrar değiştirildiğini, en son 14/08/2017 tarihinde 185.000 km’de iken aynı şikayet ve motorun su eksiltme şikayeti ile yetkili servise teslim edildiğini, yaklaşık 1,5 ay geçtikten sonra aracın 02/10/2017 de tarafına teslim edildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek; aracın ayıpsız sıfır km misliyle değiştirilmesini istemiştir.
Davalı, davacının davaya konu aracın ilk sahibi olmadığını, aracın ilk olarak … Filo Yönetim Hizmetleri AŞ’ye satıldığını, davacının davalıdan bir mal veya hizmet alarak tüketici sıfatını kazanmadığını, şirkete husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, talebin zamanaşamına uğradığını, aracın ilk satışının iki tacir arasında yapıldığını, TTK 23. maddeye göre ve TBK 223/2. maddesine göre hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayıp ihbarının yapılmadığını, aracın ayıplı olmadığını, misliyle değişimin koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne dair verilen karara yönelik davalı tarafından istinaf yoluna başvuruşması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultunda bilirkişi raporları alınarak aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne, davaya konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının araca ilişkin şikayetleri halen devam etmekte olup ayıbın niteliği gereği araçtan beklenen faydalanmayı ortadan kaldıran nitelikte olması, davacı tarafından ikinci el bir araç satın alınmış dahi olsa gizli ayıplı olması nedeniyle alınmasındaki amaç ve beklentilerin karşılanmadığı hususları dikkate alındığında davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olmayacağı, davacının ayıpsız misli değişim talebinin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak araçta hasar kaydı bulunduğu, bilirkişi raporuna göre aracın değerinde 5.000,00TL değer düşüklüğü oluşturduğu, bu miktarın davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 38 EF 476 plakalı 2011 Model Audi A6 3,0 Turbo FSI quattro 300 Hp S Tronic model otomobilin, araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedeli 5.000,00 TL’nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesi koşulu ile ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satıma konu araçta ortaya çıkan ayıplardan kaynaklı zararın tazminine yönelik olup, davacı söz konusu satış işleminde tüketici konumunda olmadığı gibi davaya da genel mahkeme sıfatıyla bakıldığından, davada, davacı tarafından aracın alındığı tarih olan 11/06/2015 tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ”ayıptan sorumluluğa” ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219.maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca … etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 229. maddesi 1. bendi gereği, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini istemiştir. Dosya kapsamından aracın ilk olarak 01/08/2011 tarihinde dava dışı … Filo Yönetim Hizmetleri A.Ş. tarafından satın alındığı, akabinde davacının da 11/06/2015 tarihinde aracı adı geçen dava dışı şirketten satın aldığı, bu haliyle taraflar arasında bir alım satım ilişkisi olmadığı anlaşılmakla olayımızda TBK’nın 227. maddesinin uygulanması mümkün değildir. O halde davacının talebini akidine yöneltmesi gerektiği, davacının aracı satın alırken servis kayıtlarından araçtaki ayıbı bilebilecek durumda olduğu da açıktır. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.