YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4523
KARAR NO : 2009/6251
KARAR TARİHİ : 19.11.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davalı … Çendik vekili davalı karşı davacıları …, …, . vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, davalı karşı davacılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tapu iptâli ve tescili, birleşen dava ise binanın yıkımı ve tazminat istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne ve birleşen davada ise yüklenici … hakkındaki davanın ayrılarak talep halinde Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine ve birleşen davanın diğer davalıları hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar, yüklenici davalı ile birleşen davanın davacıları vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre temyiz eden bir kısım davalı-birleşen davanın davacıları ve yüklenici davalı … ve … vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece verilen 2002/108 Esas 2005/743 Karar sayılı önceki hüküm, Dairemizin 2006/2594 Esas ve 2006/5396 Karar sayılı ilâmı ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilâmına uyulduğu halde ilâmda açıklandığı üzere; hangi davalı adına ne miktarda payın iptâline karar verildiğinin açık olarak gösterilmemesi sebebiyle hükmün yerine getirilmesinde tereddüt yaratacağı ve Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/2041 Esas sayılı kararıyla birleştirilen davada binanın yıkımına karar verildiği halde tazminat istemi hakkında karar oluşturulmaması bozma ilâmında bozma nedenleri olarak gösterilmiştir.
Yargıtay bozma ilâmına mahkemece uyulması durumunda; davanın tarafları yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Usuli kazanılmış hak, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. Diğer yandan, HUMK’nın 388 ve 389. maddelerinde kararın hüküm fıkrasında bulunması gereken hususlar açıklanmıştır. Bu maddelere göre hüküm sonucu kısmında istek sonuçlardan her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Özellikle kararın yerine getirilmesi sırasında şüphe ve tereddütler meydana getirerek ilâmın infaz edilmemesi gibi durumlar ortaya çıkacak şekilde verilen hükümler, HUMK’nın 388 ve 389. maddeleri hükümlerine aykırı olur. Özetle açıklanan bu hukuksal çerçeve dahilinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemece, kısmen de olsa bozma ilâmı gereği yerine getirilmeden karar verilmiştir. Çünkü, Bakırköy 7. Noterliğince doğrudan düzenlenen 06.08.1996 tarih ve 51638 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili sonuç doğurur şeklide feshine karar verilmiş olduğu halde, hangi davalı adına ne miktarda payın iptâline ve tesciline karar verildiği hükümde açıklanmadan, taşınmazın, davalılar adına kayıtlı bulunan tapu kayıtlarının iptâli ile iptâl edilen toplam 15720/19584 tutarındaki payın davacılar adına kararda gösterilen oranlarda tesciline karar verilmiştir. Oysa, mahkemece yaptırılan inceleme sonucu sunulan 21.05.2008 günlü bilirkişi raporunda, hangi davalı adına kayıtlı bulunan ne miktarda payın iptâli gerektiği doğru olarak gösterilmiştir. Ayrıca, yüklenici …’un Maliye Hazinesinden ihale suretiyle satın aldığı ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olmayan 44/306 oranındaki hissenin tevsian 2816/19584 oranında bulunduğu açıklanarak, yüklenici üzerinde bırakılması gerektiği bildirildiği halde mahkemece, bu hususda gözetilmemiştir. O halde, anılan bu bilirkişi raporunda gösterilen davalı paylarının iptâli ile asıl davanın davacıları adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/2041 Esas sayılı hükmü ile birleştirilen davada; arsa sahipleri ve yüklenici davalı gösterilerek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan taşınmaza yapılan yapının kâl’ine karar verildiği halde istenen tazminatın tahsili istemi hakkında olumlu-olumsuz karar verilmeden yüklenici … hakkındaki davanın iş bölümü nedeniyle Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine de karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, istenen maddi tazminatın niteliği birleşen davanın davacılarına açıklattırılarak, arsa sahibi davalılarla yüklenici …’un birlikte sorumlu olmalarını gerektiren tazminat niteliğinde olup olmadığı mahkemece değerlendirilmeli; yıkımına karar verilen yapının yıkım masrafları ile ilgili ise, arsa sahiplerinin yıkım masraflarından sorumlu tutulamayacağı; yıkım masraflarından kusuruyla yıkıma neden olan yüklenicinin sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek varılacak sonuca göre birleşen davada yaratılan uyuşmazlık çözülmelidir. Bu sebeple de, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle temyiz eden davalı-karşı davacılar vekili ile yüklenici … davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın anılan temyiz edenler yararına BOZULMASINA, temyiz edenler Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediklerinden yararlarına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı …, … ile davalı-k.davacılar …, …..’e geri verilmesine, 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.