YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6592
KARAR NO : 2006/7699
KARAR TARİHİ : 28.06.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.5.2005 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı ile paydaş oldukları taşınmazda payına elatma olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3030/5675 paya elatmanın önlenmesine ve 449.95 YTL ecrimisile hükmedilmiştir. Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, paylı mülkiyete konu taşınmazda kullanım hakkına elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
TMK m. 693’e göre:
“Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.
Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibariyle paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir.
Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.”
Anılan madde uyarınca, her paydaşın, müşterek mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekan (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Zira, yasa, yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmiştir.
Kullanma olanağı sınırsız değilse, paydaşların örneğin yerce bölünmüş ya da zamanla değişen bir kullanma anlaşmasıyla kullanmanın biçiminde uyuşmaları gerekir. Uyuşamadıkları takdirde kullanım şekli hakimin müdahalesi ile belirlenecektir.
Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim, Medeni Kanun da, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir (TMK m. 693). Kaldı ki Türk Medeni Kanunu m. 2 hükmü gereğince de bu sonuca ulaşılacaktır.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.
Somut olayda, Dava konusu taşınmazda tarafların paydaş oldukları, paylı mülkiyete konu taşınmazda davacının kullanımının olmadığı sabittir. Mahkemece tapuda kayıtlı pay üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen bu hükmün infaz olanağı yoktur. Az yukarıda değinilen ilkeler uyarınca, paydaşların kullanımı belirleyen bir anlaşmalarının bulunup bulunmadığının açıkça belirlenmesi, anlaşma olmadığının saptanması halinde de yer ve zaman itibarıyla ne şekilde bir kullanımın olacağının saptanarak, infaza elverişli şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine 28.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.