Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/3409 E. 2006/4817 K. 25.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3409
KARAR NO : 2006/4817
KARAR TARİHİ : 25.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.12.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, aidiyetin tesbiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi davalarının reddine, meranın Baldızı Köyüne aidiyetine dair verilen günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …. Köyü, niteliği Kadastro Mahkemesince mera olarak sınırlandırılan 20 parsel sayılı taşınmazda yararlanma hakkı olduğunu, davalı … Köyünün muarazasının men’ine ve dava konusu taşınmazın köy adına tespit ve özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada ise davacı …, 20 parsel sayılı taşınmazın köy merası olduğunu, Baldızı Köyünün müdahalesinin men’i ile … kullanma hakkının köye ait olduğunun saptanarak özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiş, bu davaya asli müdahil olarak katılan …. Köyü Tüzel Kişiliği de, 20 parselin … meraları olduğunu, taraf köylerin muarazasının men’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı …. ve …. Köyleri ile müdahil …. Köyünün davalarının reddine, 20 parsel sayılı taşınmazın yararlanma hakkının davalı … Köyüne ait olduğunun tespiti ile bu şekilde özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hükmü, davacı …., …. ve asli müdahil …. Köyü Tüzel Kişilikleri temyiz etmiştir.
4342 sayılı Mera Kanunundaki tanıma göre tahsis; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek müstakilen ya da müştereken yararlanmak üzere bir veya birkaç köy ya da Belediye’ye bırakılmasıdır. Değişik bir anlatımla tahsis, idari kararla şimdiki Mera Kanununa göre Mera Komisyonu kararıyla yapılabilir. Şayet, mera, yaylak ve kışlak yetkili mercice bir veya birkaç köy ya da Belediye’ye tahsis edilmemişse yararlanma hakkının kimde olduğunun saptanmasında … kullanmaya bakılır.
Yasa ve uygulamadaki … sözcüğünden ise; mera, yaylak veya kışlağın öncesi bilinmeyen bir zamandan beri bir veya birden çok Köy veya Belediye tarafından kullanılmasını anlamak gerekir. Somut olayda; davacı köyleri ile asli müdahil olarak davaya katılan Porsuk Köyü, 20 parsel üzerinde … kullanma haklarının bulunduğunu ileri sürmüşler ve bazı delillere dayanmışlardır. Mahkemece, özellikle davacı … Köyünün dayandığı ve lehlerine güçlü delil olacak aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/178 esasında kayıtlı dava dosyası getirtilip incelenmemiştir. Bunun gibi 20 parsel sayılı taşınmazın dava konusu yapıldığı, Kadastro Mahkemesinin 1994/21 esasında kayıtlı dava dosyası da getirtilmemiş, bu dava dosyası içerisinde tarafların leh ve aleyhlerine olabilecek deliller incelenip irdelenmemiştir. Diğer taraftan davaya asli müdahil olarak katılan Porsuk Köyü Tüzel Kişiliğini delilleri arasında bulunan aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/182 esasında kayıtlı dava dosyası da getirilerek değerlendirmeye alınmamıştır. Bundan ayrı suya elatmanın önlenmesi istemi ile …. ve …. Köyleri arasında görülen 1973/510 sayılı dosyadaki kararın kapsamı ile bu köyler arasında yapılan anlaşmanın kapsadığı alanda yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca, yapılan keşif ve keşifte izlenen yöntemde hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Bu gibi davalarda tarafların tanık deliline dayanması ve tanıklarını bildirmesi, bildirilen tanıkların kullanma biçimiyle ilgili dinlenmeleri mümkün ise de taraf köylerden olan tanıkların davada yararları olacağından mahalli bilirkişi beyanları davayı daha ziyade aydınlatır. Bu nedenle mahkemece ileride yapılacak keşifte dinlenmek üzere davada menfaati bulunmayan taraf köyler dışında o yöreyi iyi bilen olabildiğince yaşlı kişiler zabıta marifetiyle belirlenmeli, keşif yerinde gösterilen tanıklarla birlikte bu kişilerin bilgilerine de başvurulmalı, gerekirse tanıklar ile bilirkişiler HUMK.nun 265.hükmünden yararlanılarak yüzleştirilmelidir. Mahkemece, bütün bu yönler üzerinde durulmamış, olabildiğince yaşlı kişiler yerine keşifte 1947, 1948 ve 1956 doğumlu kişiler bilirkişi sıfatıyla dinlenmiş, bu kişilerin yeterli olmayan, tanıklarında yekdiğerine aykırı sözleriyle hüküm kurulmuştur.
Böyle olunca mahkemece, öncelikle yukarıda sözü edilen tarafların dayandığı toplanmamış delilleri getirtilmeli, az yukarıda bahsedildiği üzere davada yararı olmayan köylerden zabıta marifetiyle olabildiğince yaşlı bilirkişi isimleri saptanmalı, bu kişilerin ve taraf tanıklarının huzuruyla yerinde yeniden keşif yapılmalı, bilirkişi ve tanıklar HUMK.nun 259.maddesi gereğince keşif yerinde dinlenmeli, beyanlar arasındaki aykırılık yasanın 265.maddesi gereğince giderilmeye çalışılmalı, bilirkişi ve tanıkların sözleri toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilmeli, oluşacak sonuca uygun bir hüküm kurulmalıdır. Davanın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması bozmayı gerektirir.
Kabulü göre de; … Köyünün 20 parselin yararlanma hakkı belirlenmesi ve sınırlandırma talebi olmadığı halde davası varmışçasına hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın iadesine, 25.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.