Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/12537 E. 2006/13296 K. 16.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12537
KARAR NO : 2006/13296
KARAR TARİHİ : 16.11.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.08.2005 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni ve mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun’un 668.) inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca ‘ Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür…’
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle ;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece sicilinden getirtilip, değerlendirilen tapu kayıtlarına göre; davacıya ait 4625 parsel ile davalı …’ya ait 4626 ve dava dışı …’a ait 4627 parseller 02.12.2005 gününden önce tek parça halinde adları geçenlerin müşterek murisi …’ya ait iken bu bütünlük içinde tamamı 4627 parselin doğusundan geçen kanaldan sulandıkları anlaşılmaktadır. Davacıya ait 4625 parsel ile davalıya ait 4626 parsellerin bütünün ifrazı ile oluşması sırasında önceki sulama durumu da nazara alınarak, ifraza hüküm veren mahkemece mecra haklarının gözetilmesi gerekirken bunun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle davacının mecra hakkı istemede haklı olduğu açıktır. Ne var ki; mecra kurulurken su kaynağına ulaşıncaya kadar güzergahtaki taşınmazların tamamı üzerinden kurulması zorunlu olup, dava açılırken bu ilke gözden kaçırılarak C harfi ile gösterilen 4627 parsel sahibi davalı olarak davada yer almamıştır. Yasal zorunluluk nedeniyle 4627 parsel maliki …’un davaya katılması ve sunması halinde delillerinin de toplanması böylece tüm delillerin değerlendirilerek bir hüküm kurulması gerekirken eksik taraf teşkili ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.11.2006 tarihinde karar verildi.