Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/24776 E. 2022/17710 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24776
KARAR NO : 2022/17710
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında (Kapatılan) Askeri Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde, (Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli, 2015/277 Esas ve 2016/245 Karar sayılı kararı ile, sanığın firar suçunu işlediği kabul edilerek neticeten 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği;
İnfaz aşamasında Askeri Mahkemelerin kapatılması nedeniyle dosyanın Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi üzerine anılan Mahkeme tarafından suç yerinin Dikili olduğundan bahisle görevli ve yetkili olduğu belirtilen Dikili Asliye Ceza Mahkemesine dosyanın gönderildiği, müteakiben Dikili Asliye Ceza Mahkemesince dosyanın yeni bir esasa kaydedilerek yeniden yargılamaya başlanıldığı ve yapılan yargılama sonunda temyize konu edilen 12.06.2019 tarihli, 2017/691 Esas ve 2019/536 Karar sayılı hüküm ile sanığın firar suçundan neticeten 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Dosya kapsamı incelendiğinde; sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda (Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesince verilen 11.05.2016 tarihli mahkumiyet kararının sanığa tebliğ edilmediği, dolayısıyla söz konusu kararın kesinleşmediği, ayrıca bahse konu dosyanın Dikili Asliye Ceza Mahkemesince yeni bir esasa kaydedilerek aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında mükerrer yargılama yapıldığı ve aynı suçtan ikinci kez cezalandırıldığı anlaşıldığından, Dikili Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında tesis edilmiş olan 12.06.2019 tarihli, 2017/691 Esas ve 2019/536 Karar sayılı mahkûmiyet hükmü ile buna ilişkin 08.03.2018, 04.10.2018, 31.01.2019, 10.04.2019 ve 12.06.2019 tarihli duruşma tutanakları yok hükmünde sayılarak sanık ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyizlerinin (Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli ve 2015/277 Esas, 2016/245 Karar sayılı mahkumiyet hükmüne yönelik ve süresinde yapılmış temyiz başvuruları olarak kabulü ile bu hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
1-(Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 18.03.2015 tarihli ve 2015/179 Esas, 2015/193 Karar sayılı bozma ilamının bozma gerekçesi sanık aleyhine olmasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada, Askeri Mahkemece sanığın dinlenmesi için talimatlar yazıldığı, talimat mahkemelerince yapılan tebligatların bilaikmal gelmesi üzerine talimatların infaz edilemeden iade edilmeleri üzerine sanığın aleyhe bozma ilamına karşı diyecekleri sorulmadan mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Son celse duruşma tutanağına duruşmaya gelen olmadığının yazılmış olmasına karşın, hükmün sonunda temyiz kanun yolu süresi ve yöntemleri açıklanırken “sanığın yüzüne karşı” kararın verildiği yazılmak suretiyle çelişki yaratılmış olması,
3-Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin (14.04.2010 – 19.02.2013) yerine 23.11.2009 şeklinde yazılması,
Kabule göre;
1-Sanığın madde zararlı kullanım öyküsü olduğu ve disosyal kişilik bozukluğu tanısı ile tedavi gördüğüne dair dosyada yer alan kayıtlar, adli sicil kaydı ve sanığın küçüklüğünden beri yurtlarda büyümesi nedeniyle psikolojik sorunları oluştuğu yönündeki beyanları dikkate alındığında; sanığın suç tarihlerinde psikiyatrik yönden askerliğe elverişlilik durumu ve ceza ehliyeti ile ilgili ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayenesi yaptırılıp, bilirkişinin lüzum görmesi hâlinde adli gözlem altına aldırılması, elde edilecek sonuca göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Sanığın 14.04.2010-19.02.2013 tarihleri arasında firarda kaldığı olayda, firarda kalınan sürenin uzunluğuna göre sanık hakkında temel cezada TCK’nun 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken temel cezada alt sınırdan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini,
3-Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK’nun 50/1-a maddesi yerine TCK’nun 50. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
4-Hapisten çevrili adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında TCK’nun 52/2. madde ve fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
5-Sanık hakkında hükmolunan hapisten çevrili adli para cezasının taksitle tahsiline karar verilirken 5237 sayılı TCK’nun 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infaz yetkisinin kısıtlanması,
Yasaya aykırı ve sanık ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.