Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/246 E. 2009/3520 K. 11.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/246
KARAR NO : 2009/3520
KARAR TARİHİ : 11.06.2009

Davacı … İnş. Taah. Tur. San. Ltd. Şti. ile davalı … Kapı San. Tic. A.Ş. arasındaki davadan dolayı … Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.07.2007 gün ve 2005/1040-2007/428 sayılı hükmü bozan Dairemizin 21.10.2008 gün ve 2007/6636-2008/6198 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, hukuki niteliğince BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi vekilince yanlar arasında imzalanmış bulunan sözleşmeye dayalı olarak imali yüklenilen eserin tesliminde gecikildiğinden bahisle fazla haklar saklı tutularak 12.000,00 TL cezai şart alacağının tahsili talep edilmiş, davalı yüklenici vekilince ise sözleşme ile yüklenilen işin tamamlanıp teslim edildiği, davacının buna karşı bir itirazının da olmadığı savunulmuş, mahkemece; eserin yanlarca sözleşmede belirlenen sürede değil gecikilerek ve ihtirazi kayıtla teslim edildiği benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Daire’mizin 21.10.2008 gün, 2007/6636 E., 2008/6198 K. sayılı ilâmı ile özetle; davadaki istemin mahiyeti itibariyle BK’nın 158/II. maddesinde yer alan ifaya ekli cezai şarta ilişkin olduğu, bu tür bir cezai şartın talep edilebilmesi için davacı iş sahibinin eseri kabul ederken cezai şarta ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürmesi gerektiği, oysa eserin teslimi için düzenlenen tutanaklara “sözleşmeden doğan haklarınız saklı kalmak kaydıyla” şeklinde yazılan kayıtların uyuşmazlık konusu cezai şarta ilişkin olduğunun kabul edilemeyeceği ifade edilerek bozulmuş, anılan bozma ilâmına karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Taraflar arasında varlığı çekişme konusu olmayan 10.08.2004 günlü sözleşmenin 2. ve 3. maddelerinde davalı yüklenici tarafından yüklenilen işin konusu, iş sahibinin … ilçesinde bulunan binalarına toplam 455 adet ahşap kapı kanadının imal ve montajlarının yapılması olarak belirlenmiş, 6. maddede, bu işlerin mücbir sebepler dışında 60 gün içinde montajlı olarak teslim edilmesi, 7. maddede ise, işin 6. maddede belirtilen sürede teslim edilmemesi halinde teslim edilmeyen kapı başına günlük 2.000.00 TL gecikme cezası ödenmesi kararlaştırılmıştır.

Sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen ceza koşulunun BK’nın 158/II. hükmünde ifadesini bulan “îfaya ekli ceza” niteliğinde olduğu açıktır. BK’nın 158/II. maddesinde, alacaklının açıkça vazgeçmedikçe veya kayıt ileri sürmeksizin kendisine teklif olunan edayı kabul etmiş olmadıkça, akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde ifa edilmemesi halinde tediyesi kararlaştırılan cezai şartı isteyebileceği açıklanmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda davacı iş sahibinin sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirdiği, ancak davalı yüklenicinin taahhüdünü gecikerek ifa ettiği, gecikmede davacının herhangi bir kusurunun olmadığı, aksine davalının kusurlu olduğu saptanmış bulunmaktadır. Gerçekten de, dosya kapsamı itibariyle belli olduğu gibi davalı sözleşmenin 6. maddesinde belirlenen 60 günlük sürede haklı bir nedeni olmadan yüklendiği işi bitirerek teslim edememiş, bu sürenin dolmasından sonra davacı iş sahibince kendisine 01.12.2004 tarihinde ihtar gönderilerek sözleşmedeki haklar ve bu arada 7. maddede yer alan cezayı isteme hakkı da açıkça saklı tutulup iki gün içinde işin teslim edilmesi istenmiş, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı bildirilmiş, davalı ise 08.12.2004 günü tebellüğ ettiği bu ihtara yanıt vermemiştir. Nitekim anılan ihtardan sonra yapılan işlerin teslimi taraflar arasında düzenlenen 18.01.2005 ve 11.02.2005 tarihli tutanaklarla gerçekleştirilmiş, iş sahibi de bu tutanaklara yazdığı “sözleşmeden doğan haklarımız/ haklarım saklı kalmak kaydıyla” ihtirazi kaydıyla teslim edilen imalâtları kabul etmiştir.
Bilindiği üzere “ihtirazi kayıt” kavramı, bir hakkın korunmasına yarayan yenilik doğuran bir hak olarak nitelendirilebilir ve kural olarak herhangi bir şekil şartına da bağlı değildir. Alacaklının borçluya yönelteceği, ulaşması gerekli bir irade beyanıyla kullanılabilir. İhtirazi kayıt konulan herhangi bir hukuki ilişkide aranacak husus, böyle bir kaydın ileri sürüldüğünün anlaşılabilir olmasıdır, yoksa bu kayıtta belirli bazı kelimelerin bulunması şart değildir. BK’nın 158/II. maddesinde tarif edilen ifaya ekli cezai şartın talep edilebilmesi için de aksi kararlaştırılmamışsa bu özellikte bir ihtirazi kaydın eserin kabulü sırasında veya en geç kabulden sonra hemen bildirilmesi gerekir. Eserin kabulünden önce ileri sürülen ihtirazi kaydın ise ancak cezai şartı isteme iradesinin kabul zamanında da devam ettiğinin açıkça anlaşılması durumunda geçerli olabileceği söylenebilir. Aksi takdirde alacaklının cezai şartı isteme hakkından zımnen vazgeçtiğinin kabulü gerekir. Zira BK’nın 158/II. maddesinde belirtilen ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin bir edimin kabulü cezai şarttan zımnen feragat hükmündedir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacı eseri kabulden bir süre önce gönderdiği ihtarname ile ceza isteme hakkını açıkça saklı tuttuğu gibi, kabul sırasında da düzenlenen tutanaklara aynı iradesini devam ettirip sözleşmeden doğan haklarını saklı tuttuğunu yazarak ihtirazi kaydını değişik bir söyleyişle yinelemiştir. Bu durumda ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin eserin kabul edildiği ya da cezai şartı isteme hakkından zımnen vazgeçildiğinin ifade edilebilmesi mümkün görülmemiştir.
Şu halde davacının eseri ihtirazi kayıtla kabul ettiği sonucuna varılarak sözleşmede kararlaştırılan ifaya ekli cezai şartı isteme hakkının bulunduğunun kabulü ile mahkemece aynı yöndeki gerekçe ile kurulan hükmün onanması gerekirken bozulması bu sefer yapılan inceleme sonucu yerinde görülmemiş, bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüne, Daire’mizin 21.10.2008 gün, 2007/6636 Esas, 2008/6198 Karar sayılı bozma ilâmının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının ONANMASINA, 550,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 486,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği karar düzeltme peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine, 11.06.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.