YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12088
KARAR NO : 2006/15313
KARAR TARİHİ : 19.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.05.1997 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 01.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.12.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyizeden davacı vekili Av. … … ile davalı vekili Av. İ…. Arıca geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, evlilik birliği içinde satış bedelini kendisinin ödeyerek alındığı iddiası ile davalı eş adına tapuda kayıtlı taşınmaz malın kaydının iptal ve adına tescilini, yine dava dışı … A.Ş Yatırım Fonunda mevcut ve fakat müşteri olarak davalının adı yazılan hesaptaki aslında kendisine ait olan 9.220.000.000 TL’nin tahsil gününe kadar işleyecek faizi ve getirisi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı eşin yurt dışından gönderdiği paralarla ancak olağan harcamaları yapabildiğini evlilik birliğinde edindiği taşınmaz ile dava dışı yatırım ortaklığındaki hesabı gerek kendi çalışması sonucu elde ettiği gelirden ve gerekse … İlinde sattığı evden kazandığını açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece eş olan taraflar arasında resmi biçimde yapılan sözleşme bulunmadığından tapu iptali tescil davasının reddine, … Yatırım Ortaklığında davalı adına kayıtlı 3192 numaralı hesapta mevcut 2.138.798.437 TL nakit para ile menkul değerlerin %64.5’inin davacıya ait olduğunun tespiti ile bu oranda davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, kalan kısımla ilgili davanın reddine karar verilmiş,
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine özellikle 07.10.1953 tarih 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere sicilde eşlerden biri adına kayıtlı olan taşınmazın gerçekte kendi namına satın alınması gerektiği ve bedelinin de kendisinin ödediğini ileri sürerek adına tescilini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesinde resmi bir sözleşme aranması benimsendiğine, davada bu nitelikte bir belgeye dayanılmadığına, salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunmasının da kaydın iptalini gerektirmeyeceğine, ödeme yaptığını iddia eden davacının bu iddiasını kanıtlaması koşuluyla ancak katkı payından ötürü alacak isteyebileceğine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsımı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davada, davalı adına 3192 sırayla dava dışı yatırım şirketindeki hesabın gerçekte kendi adına olması gerektiğini iddia eden davacı bu hesapta mevcut 9.220.000.000 TL nin tahsil gününe kadar işleyecek faizi ve getirisi ile birlikte davalıdan tahsilini de istemiştir. Mahkemece davacının bu isteği yaptırılan bilirkişi incelemesine bağlı kalınarak davacının hesaba olan katkısı %64.5 oranında kabul edilerek istek kısmen hüküm altına alınmıştır.
Gerçekten; yukarıda sözü edilen dava dışı şirketteki hesabın evlilik birliğinin devamı içersinde ve ancak davalı adına işlem gördüğü anlaşılmaktadır. Kuşkusuz anılan bu hesabın bütünüyle davacının gönderdiği paralarla açıldığı kanıtlanmadığından davacı katkı oranındaki payını davalıdan isteyebilir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak 15.04.2005 günlü rapor dayanak yapılmak suretiyle davacının %64.5, davalının ise, %35.5 katkısı olduğu sonucuna ulaşılmış ise de, anılan raporda bilirkişiler bu oranı sadece davalının … ilinde satmış olduğu ev bedeli olarak yatırılan 1.373.000. TL esas alarak bulmuşlar, bunun dışında davacının katkı payının belirlenmesine esas olacak diğer delilleri irdeleyerek raporlarında göstermemişler, özellikle davalının bu gelirle aynı zamanda diğer dava konusu evinde alındığı savunmasını gözardı etmişlerdir. Bu haliyle rapor soyut olduğundan, mahkemece aynı bilirkişilerden ek rapor alınarak 29.04.1997 tarihine kadar tarafların tüm gelir durumları ve davalının savunması dikkate alınmak suretiyle hesaptaki katkı oranları Yargıtay denetimine elverişli ayrıntılı, gerekçeli ve gerçekci raporla belirlenmeli, katkı oranı bu şekilde saptanmalıdır. Bilirkişilerin yetersiz olan raporlarının hükme dayanak yapılması açıklanan nedenle doğru olmamıştır.
Diğer taraftan; davacı, tahsilini istediği alacağın getiri ve faizleri ile
birlikte hüküm altına alınmasını istemiştir. Gerçekten, menkul kıymetlerin getirisi dava tarihinden sonraki dönem bakımından açılacak ayrı bir davada istenebilecek ise de, para alacağına talep edildiğinden dava tarihinden sonra faiz yürütülmesi gerekir. Bütün bunlardan ayrı HUMK.nun 388 ve 389. maddelerince yazılacak kararlarda taraflara yüklenen hak ve borçların ne olduğu hükmün infazında tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasına yazılmalıdır. Davada davacı menkul değerlerin tahsilini istemiş ve bu değerler davalıya ait hesapta değer olarak gösterilmiş iken mahkemece «….. menkul değerlerin %64.5’nin davacıya ait olduğunu kabulü ile davalıdan tahsiline….» şeklinde menkul kıymetlerin değeri gösterilmeden hüküm kurularak infazda tereddüt yaratılması da kabul şekline göre doğru olmamıştır.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca taraflar yararına BOZULMASINA, 500.00’şer YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.