YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7061
KARAR NO : 2009/607
KARAR TARİHİ : 06.02.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasındaki 14.06.2006 tarihli adi yazılı şekilde yapılan sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmü gereğince bir “eser” sözleşmedir. Davacı, iş-eser sahibi; davalı ise, yüklenici sıfatlarıyla sözleşmeyi imzalamışlardır.
Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi gereğince, iş-eser, iş sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, eser sahibi, bu iş-eseri kabulden kaçınabilir. Somut olayda da, sözleşme konusu kapının kabul edilemeyecek derecede ayıplı olduğu, bilirkişi incelemesi sonucu mahkemece tesbit olunmuştur. Eser sözleşmesinin konusu olan kapı, davalı tarafından haklı olarak kabul edilmediğinden ve dolayısıyla yüklenici davalı sözleşme uyarınca yüklendiği ediminin ifasında temerrüde düşmüş bulunduğundan, Borçlar Kanunu’nun (106 ve 360.) maddeleri gereğince sözleşmenin geriye etkili olarak feshini talep edebilir ve aynı Kanunun 108. maddesi uyarınca da verdiğinin iadesini talep edebilir. Bu hukuksal sebeple, sözleşme bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğine yönelik mahkemenin kabulü isabetlidir. Ancak, az yukarıda açıklandığı üzere, yanlar arasındaki akdî ilişki niteliğince “eser” sözleşmesi olduğundan, eserin ayıplı olması durumunda eser-iş sahibine tanınan haklar, Borçlar Kanunu’nun 360. maddesinde düzenlenmiştir. Bu yasa hükmünde ayıplı eserin değiştirilmesi öngörülmemiştir. Borçlar Kanunu’nun taşınır mal satımına ilişkin hükümler ile Tüketici Yasası’nın hükümleri somut olayda uygulanamayacağından, sözleşme konusu kapının yenisiyle değiştirilmesi istenemez ve bu kapsamda Borçlar Kanunu’nun 203. maddesi hükmü uygulanamaz.
Açıklanan bu gerekçelerle davalıya ödenen sözleşme bedelinin iadesine karar verilmesi doğrudur. Ancak, mahkemece davacının meskenine takılan çelik giriş kapısının kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeple kararın bozulması gerekir ise de; mahkemece düşülen bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/son maddesi gereğince kararın gerekçesinin; aynı maddenin III. fıkrası uyarınca da, hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bendde açıklanan sebeplerle kararın “Davacının meskenine takılan çelik giriş kapısı ayıplı olduğundan davalı tarafça kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde yenisiyle değiştirilmesine, süresinde yapılmazsa bedeli olan 1.300,00 YTL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödeme karşılığı ayıplı kapının davalıya iadesine” içerikli birinci bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve yerine “Davacı tarafından davalıya ödenen 1.300,00 TL alacağın davalıdan tahsili isteminin kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine; sözleşme konusu kapının davacı tarafından davalıya iadesine; kapının değiştirilmesi isteminin reddine” cümlesinin birinci bent hükmü olarak yazılmasına ve kararın değiştirilerek düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.