Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/12671 E. 2006/14484 K. 06.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12671
KARAR NO : 2006/14484
KARAR TARİHİ : 06.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.9.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma, elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 9.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine; kadastro çalışmalarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit ve tescil edilen 193 ada 4,6,7,8,9,10,11,12,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24 ve 25 parsel numaralı taşınmazların 1937 tarih 489 numaralı niteliği mera olan vergi kaydının kapsamında kaldığını, bu durumun Kadastro Mahkemesinin 1997/24 ve 1997/26 esas sayılı davalarında yapılan keşifle de belirlendiğini, tüm bu yerler mera olduğundan zilyetlikle mülk edinme olanağı bulunmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ve taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına, davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazların 489 numaralı vergi kaydının kapsamı dışında kaldığı, öncesinin mera olmadığı, taşınmaz üzerinde daha önce böğürtlen ve hayıtlık tabir edilen fundalık bitkilerinin mevcut olduğu, fundalığın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunduğu, davalıların taşınmazları köy tüzel kişiliğinden satın alarak iktisap ettiklerinin anlaşılması nedeniyle dava reddedilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 193 ada 25 parsel numaralı taşınmaz maliki … … davanın açıldığı 17.9.1998 tarihinden önce 6.7.1992 tarihinde ölmüştür. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 1.6.1978 tarih 4/5 sayılı kararında
vurgulandığı üzere ölmüş bir kişiye karşı dava açılamaz. Ölü şahsa karşı açılmış davaya o kişinin mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle, mirasçılarına karşı devam edilemez. Bu nedenle mahkemenin 25 parsel numaralı taşınmaz hakkındaki davanın açıklanan nedene bağlı kalınarak reddi yerine taraf teşkili tamammış gibi kabul edilerek esasa ilişkin hüküm kurması yasaya aykırıdır.
2- Davacı Hazinenin diğer taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar … mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu madde 3 ve 4).
Davada, davacı Hazine tarafından delil olarak dayanılan Bucak Kadastro Mahkemesinin 1997/24 E. 1997/61 K. ve 1997/26 E. 1997/80 karar sayılı ilamlar tarafları itibariyle eldeki dava için kesin hüküm sayılmaz ise de sözü edilen davalarda yapılan keşif, yerel bilirkişilerin beyanları ve düzenlenen raporlar güçlü delil olarak eldeki davada toplanan delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Kadastro Mahkemesinin 1997/24 esas ve 1997/26 esas sayılı davalarında yapılan keşifte mahalli bilirkişiler, 1937 tarih 489 numaralı mera vasıflı vergi kaydının 177 ada 7 parsel, 193 ada 1 ile 25 parsel, 197 ada 1 parsel, 190 ada 7 parsel, 192 ada 3 ve 4 parsel numaralı taşınmazları kapsadığını bildirmişler 1997/24 esas sayılı davada ayrıca 193 ada 1 ile 25 parsel numaralı taşınmazların o tarihte Kocaaliler Kasabası köy statüsünde iken köy muhtarı tarafından şu andaki parsel maliklerine 1943 yılında satıldığını, eskiden oraların köy merası olduğunu, 1943’den bu yana şahıslarca kullanıldığını söylemişler, Kadastro bilirkişisi de krokisinde 193 ada 1’den 25’e kadar olan parselleri 489 numaralı vergi kaydının içerisinde göstermiştir.
Eldeki davanın yapılan keşfinde dinlenen mahalli bilirkişi taşınmazların mera olduğu konusunda bir açıklama yapamamış ise de 1943 yılında dava konusu taşınmazların köy heyetince şimdi kullanan davalıların murislerine satıldığını, o zamandan itibaren tarla olarak kullanıldıklarını, 1943 yılından önce bu yerlerin bataklık olduğunu üzerinde böğürtlen ve hayıtlık bitkilerinin bulunduğunu, yerlerin köye ait olduğunu bildiklerini, içinde malların gezdiğini bildirmiş, davalı tanıkları da mahalli bilirkişi beyanına benzer mahiyette beyanda bulunmuşlardır. Kadastro teknisyeni bilirkişi 7.5.2001 tarihli raporunda 489 numaralı vergi kaydının kuzeyindeki derenin mahalli bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazların kuzeyinden geçen … olarak işaret
edildiğini açıklamıştır.
Kadastro Mahkemesinin 1997/24 ve 1997/26 esas sayılı davalarının keşfinde bulunan mahalli bilirkişilerin beyanları, eldeki davada keşifde hazır bulunan tanıkların ve mahalli bilirkişinin anlatımları ve kadastro bilirkişi raporu uyuşmazlık konusu taşınmazların 1937 tarih 489 numaralı mera vasıflı vergi kaydının kapsamında kaldıkları, öncesinden beri mera olarak kullanılmakta iken köylünün eline geçtiği, öncesi mera olan yerlerin ne suretle olursa olsun zilyetlikle kazanılamayacağı ortadadır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilecek yerde yazılı nedenlerle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.