Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5743 E. 2006/7094 K. 20.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5743
KARAR NO : 2006/7094
KARAR TARİHİ : 20.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.1.2005 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.1.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1702 ada 12 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 numaralı bağımsız bölümün müşterek miras bırakan annesi …’ye gönderdiği paralar ile satın alındığını ve sonradan kendisine devredilmek üzere anneleri adına tapulandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Kayıt maliki Şehriban 6.11.2002 tarihinde vefat etmiş olup, alınan veraset belgesine göre mirasçıların tamamı davada yer almıştır. İstem hüküm altına alınmış,karar elbirliği mülkiyet paydaşlarından davalı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı (HUMK.m.292) niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin “tanık” dahil her türlü delil ile kanıtlanması olanaklıdır.
İddiasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa her türlü delille kanıtlayamayan davacının yemin deliline dayanması durumunda mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda , inançlı işlem kural olarak yazılı delil ile kanıtlanması gerekir. Ancak ; Yazılı delil bulunmamakla birlikte karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin olması halinde inançlı işlem tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür.
Davacı iddiasını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Bu durumda davacı dava dilekçesinde “yemin” deliline dayandığını bildirdiğinden davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak , kullanmak istediği taktirde davalı … …’ ye H.U.M.K.nun 337 ve devamı maddeleri uyarınca yemin teklif edilerek usulüne uygun yemini eda etmesi halinde istemin … … payı yönünden reddine , aksi taktirde şimdi olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu yön gözetilmeden istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı … … yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 20.6.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.