Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13996 E. 2008/15433 K. 16.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13996
KARAR NO : 2008/15433
KARAR TARİHİ : 16.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.12.2004 tarihinde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi, davalı-karşı davacılar vekili tarafından 14.04.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, tescil talebinin reddine, karşılık men’i müdahale davasının açılmamış sayılmasına dair verilen 15.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi karşı davacı-davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı haksız elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemi ile açılmıştır.
Davalılar, davacının maliki olduğu 71 parsel sayılı taşınmazın 1000 m2 bölümünde iyiniyetle yapı yaptıklarını, bu bölümün Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca adlarına tescilini, çap kayıtları içerisindeki davacı ve karşı davalının yol olarak kullandığı yere müdahalesinin men’ini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişinin 14.04.2006 tarihli rapor ve krokisinde “A” harfiyle gösterdiği 348.06 m2 bölüme davalıların haksız elatmasının önlenmesini, aynı rapor ve krokide sözü edilen ve “A” harfli kısımda kalan 26 adet, 71 ve 718 parsel sınırına yakın 718 parselde kalan 171 adet karaçam ağacının kök ve gölge zararı verdiği saptandığından kesilmek suretiyle 71 parselde meydana gelen zararın önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve karşı davacılar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalı ve karşı davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Bir tanımlama yapmak gerekirse karşılık dava, davalının davacının davasına karşı aynı mahkemede açmış olduğu davadır. Hemen belirtmek gerekir ki, ilgilisi tarafından karşılık dava olarak nitelendirilmiş olsa bile her dava yasanın aradığı anlamda karşılık dava olmayabilir. Hiç kuşkusuz karşılık davanın asliye mahkemelerinde ancak esasa cevap müddeti içinde verilecek cevap dilekçesi ile birlikte açılması gerekir. Davalı, eğer esasa cevap müddeti içerisinde karşılık dava açmamış ise sonradan karşılık dava adı altında dava açamaz. Fakat yine belirtilmelidir ki, esasa cevap müddeti içinde karşılık dava açılmamışsa artık o tarafın karşılık dava açmaya hakkı olmaz. Yoksa, karşılık davanın müstakil bir dava olarak açılması ve asıl dava ile birleştirilerek görülmesi her zaman mümkündür. Hatta, davalı esasa cevap müddeti içerisinde dava açmadığından karşılık dava süre itibariyle reddedilmiş ise davalının bu ret kararının kesinleşmesini beklemeden dahi müstakil bir dava açması mümkündür.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davalıların karşı dava olarak nitelemek suretiyle 14.04.2005 tarihli dilekçesi ile açtıkları dava aslında karşı dava değil, dava harçlarını ödeyerek açmış oldukları müstakil bir davadır. Açılan bu davanın eldeki asıl dava ile birleştirilmesi zorunluluğu da ortadadır. Davaların olabildiğince erken sürede bitirilmesi ve usul ekonomisi gereği 14.04.2005 tarihinde açılan davanın müstakil bir dava olarak nitelendirilerek çözümünü gerektirir.
Mahkemece yapılan bu saptamalar gözetilmek suretiyle bilirkişi krokisinde yol olarak işaretlenen davalıların dava konusu yaptığı yerle ilgili çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine yukarıdan beri yapılan saptamalar bir yana bırakılıp bu bölüm dava hakkında “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2).bent uyarınca BOZULMASINA, 16.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.