Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/502 E. 2007/1440 K. 19.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/502
KARAR NO : 2007/1440
KARAR TARİHİ : 19.02.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.07.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal, ecrimisil, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, şahsi hakka dayalı elatmanın önlenmesi, kal ecrimisil tahsili ve kal giderlerinin ödetilmesi istemleriyle açılmıştır.
Mahkemece elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil ve kal giderlerine ilişkin davacı taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş,
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava konusu yerin Rize Limanı içersinde yer aldığı bu alanın 06.08.1997 tarihli «Rize Limanı İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi» başlığı ile Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından davacı …Ş’ye yap- işlet-devret modeliyle devrolunduğu anlaşılmaktadır.
Dava dışı Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş ile davacının yaptığı sözleşme davacıya Rize Limanında intifa hakkı sağlayacağından davacı bu sözleşmeyle kazandığı hakka dayanarak liman içerisinde davalının çekek yeri olarak kullandığı bölüme elatmanın önlenmesini isteyebilme yetkisi sağlar.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. Ancak;
Davacı şirket liman sahasının kendisine 13.08.1997 tarihinde devredilmesinden sonra davanın açıldığı tarihe kadar bu yerden davalıyı men iradesini açıklamamış, bu istek ilk kez dava dilekçesinde ileri sürülmüştür. Diğer taraftan davalının temyiz dilekçesine eklediği belgeden Rize Limanındaki kayık çekek yerinin sebepsiz değil dava dışı Denizcilik İşletmeleri ile yapılan sözleşmeye dayanılarak kullandığı anlaşılmaktadır. Uygulamada kısaca haksız işgal tazminatı olarak bilinen ecrimisil adı altında bir miktarın ödetilmesi için yararlanmanın herhangibir nedene dayanmaması ve bu hususta hak sahibinin men iradesinin karşı tarafa ulaştırılması gerekir. Olayda ise, davacı yararlanmadan men iradesini karşı tarafa bildirmediği gibi bu yer sözleşmeyle kullandığından, davacının ecrimisil istemi reddolunmalıdır.
Diğer taraftan, İcra ve İflas Kanununun 30. maddesinde bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair ilamların İcra Müdürlüğünce nasıl infaz edileceği hükme bağlanmış ve anılan hükümde bir işin yapılmasına dair ilamlar sebebiyle sarf edilecek giderlerin ya icra dairesinin tayin edeceği bilirkişinin bulduğu bedelin talepte bulunan tarafından ileride borçludan tahsil olunmak üzere ödeneceği veya icra dairesinin borçlunun haczedeceği malından karşılanmak üzere ilamın infaz edileceği belirtilmiştir. Açıkçası ilamın icrası için yapılacak giderler ancak mahkeme hükmünün kesinleşmesi ve icra müdürlüğünden infazının talep edilmesi halinde icra müdürünün belirleyeceği yöntemle tahsil edileceğinden bunun açılan davada peşinen istenme olanağı yoktur. Mahkemece anılan yasa hükmü gözden kaçırılarak kal masraflarının peşinen ve mahkemece hüküm altına alınması da doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.