Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/11663 E. 2006/10391 K. 04.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11663
KARAR NO : 2006/10391
KARAR TARİHİ : 04.10.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.3.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu taşınmazlarda “…. kızı …” olan kimliğinin “… kızı …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkeme, davacının nüfus bilgileri ile tapu bilgilerininin birbirini teyit etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. 1953 yılında yapılan tapulamada dava konusu taşınmazların … oğlu …in iken ölümü ile eşi …ve çocukları …, …, … ve …’ye, …’nin de 1943 yılında ölümü ile eşi …., çocukları …ve ….’a kaldığı …’in 1938 yılında ölümü ile annesi ve kardeşlerini mirasçı olarak bıraktığı, …ve …’nin hisselerini … ‘e sattıklarından bahisle tespit İbrahim oğlu … …. çocukları …. ve … ile … adlarına yapılmıştır. … …’in 13.9.2005 günlü celsede tanık olarak dinlenen çocukları … ve …, davacının halaları …’nin kızı olduğunu dava konusu taşınmazların …’den kaldığını, davacının paydaş … ile anne bir baba ayrı kardeş olduklarını, ….’un kardeşlerden sadece … ….’nın babası olduğu halde davacı …’ın da baba isminin tapuya … olarak yazıldığını bildirmişlerdir. Bu durumda davacının annesi …’nin kardeşleri, önceki ve sonraki eşleri ile tüm çocuklarının nüfus kayıtları getirtilerek tapulama tutanağında ismi geçen kişiler olup olmadıklarının incelenmesi, Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile taşınmaların bulunduğu Kılıçkaya Köyünde “… kızı ….” ismini taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığının araştırılması ve Nüfus Müdürlüğünden Erzincan Merkez ve köylerinde “Türkan Şat” ismi ile kayıtlı kişi ya da kişilerin olup olmadığının sorulması gerekirse mahallinde yapılacak keşifte taşınmazları iyi bilen yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişiler aracılığıyla taşınmazların davacıya ait olup olmadığı ve kimin tarafından tasarruf edildiği araştırılıp taşınmazların malikinin kim olduğu kesin olarak saptandıktan sonra bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 4.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.