YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8928
KARAR NO : 2022/7715
KARAR TARİHİ : 23.11.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 18.06.2021 tarihli 2019/659 Esas ve 2021/1185 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, davalı yeğeni Bekir’i bir kısım taşınmazlarının satışı için vekil tayin ettiğini, sonradan taşınmazları başka şekilde değerlendireceğini ve satmamasını söylediğini, kanser tedavisi için yurt dışında olduğu bir dönemde yeğeninin kendisine haber vermeden muvazaalı olarak taşınmazlarını temlik ettiğini, kendisine bedel ödenmediğini, temlikten habersiz olarak taşınmazları vasiyetnamesinde kuracağı vakfa miras bıraktığını, yeğeni Bekir’i de vakfın yönetimine dahil ettiğini, dava konusu 345 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 5 numaralı bağımsız bölümün Bekir tarafından davalı …’e onun tarafından da davalı …’e temlik edildiğini, davalıların taşınmazı alacak ekonomik güçleri olmadığını, bankalara yüklü miktarlardan borçları olduğunu, el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin davalı … ve davalı …’ten faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde, emlakçı olduğunu, dava konusu taşınmaza yakın bir yerde ikamet ettiğini, taşınmazda “Güvenden Satılık” ibaresini görüp kalıcı bir ikamet edinmek için davalı … ile görüştüklerini ve 350.000,00 TL’ye anlaştıklarını, düğün takıları ve aldıkları borçlar ile dava konusu taşınmazı aldıklarını, sadece anılan taşınmaz için ve yakın tarihli olması nedeniyle vekaletnameye güvendiğini, bedeli nakit olarak Bekir’e verdiğini, taşınmazı natamam aldığını, bu sırada iş yeri devralınması gündeme gelince taşınmazı satmaya karar verdiğini ve davalı …’e taşınmazı sattığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … cevap dilekçesinde, gayrimenkul danışmanlığı ve emlak alım satım işleri ile uğraştığını, davacının ve eşinin kanser tedavisinde para gerekmesi ihtimaline binaen kendisini vekil tayin ederek taşınmazlarının satışını istediklerini, temliklerden davacının haberi olduğunu, hatta bedelleri düşük olduğu için kendisinin satmak istemediğini, eşi ile boşanma durumu olduğunda eşi mal kaçırıyor diye kendisinin de “fiyatına bakmadan taşınmazları sat” dediğini, dava konusu taşınmazı 358.000,00 TL’ye davalı …’e sattığını, akraba oldukları için bedeli davacıya teslim ederken makbuz ya da ibraname almadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı … cevap dilekçesinde, dava dilekçesinin kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, emlakçı aracılığıyla dava konusu taşınmazın bulunduğu sitede başka bir taşınmaza bakmaya gittiklerini, ev gösterme sözleşmesinin bulunduğunu, sitede gezerken dava konusu taşınmaz üzerinde sahibinden satılık ilanını gördüğünü, davalı … ile görüşerek taşınmazı 350.000,00 TL bedelle satın aldığını, bedeli nakit olarak elden ödediğini, taşınmazı aldığında kaba inşaat halinde olduğunu, diğer davalıları tanımadığını, taşınmazı aldıktan sonra 280.261,56 TL tutarında tadilat yaptırdığını ve taşınmazda ailesi ile birlikte yaşamayı planladıklarını, kendisinin ve eşinin ayrı ayrı şirketleri olduğunu, borçları olduğuna ilişkin iddiaların asılsız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
2.İstinaf Nedenleri
Davacılar istinaf dilekçelerinde özetle, dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekaletin kötüye kullanılması iddiasının değerlendirilmeden eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, bilirkişi raporuna ve ek rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının göz ardı edildiğini, ispat yükü açısından da gerekçeli kararda hataya düşüldüğünü, HMK’nın 203 üncü maddesi kapsamında senet ile ispat zorunluluğunun istisnalarının sayıldığını, davalı … ile davacı … arasındaki akrabalığın istisna hallerinden olmayıp senetle ispatın zorunlu olduğunu, davaya konu taşınmazın bedelinin ödenmediğini, ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 18.06.2021 tarihli ve 2019/659 Esas, 2021/1185 Karar sayılı kararı ile davalı vekil …’in muris … adına kayıtlı taşınmazı vekaleten satış yoluyla temlik ettiği, satış bedelinin murise ödendiğinin kanıtlanamadığı, vekalet görevinden kaynaklı hesap verme yükümlülüğünün yerine getirilmediği, murisin terekesinden, şirket hesaplarından bedelin ödendiğine dair kayda rastlanmadığı dolayısıyla yapılan temlik ile muris …’in zararlandırıldığı, vekil …’in temlik tarihi itibariyle belirlenen değer üzerinden bedeli ödeme yükümlülüğü altında olduğu, vekil … ile ilk el konumundaki … arasında el ve iş birliği olduğunun kanıtlanamadığı, akitte gösterilen bedel ile gerçek değer arasında fark bulunmadığı, akitte gösterilen değerin vekile ödendiğinin kabulü ile davanın bedel istemi bakımından …’in tek başına sorumlu tutulması gerektiği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına tapu iptali ve tescili talebinin reddine, davalı … yönünden bedel isteminin kısmen kabulüne, bedel isteminin davalı … yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle, eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki telefon kayıtlarının ve davalıların sosyal-ekonomik durum araştırmalarının, banka hesap durumlarının, haklarında yapılan icra takiplerinin dosyaya kazandırılmadığını, davalı …’in …’e husumet beslediğine ilişkin dosyaların dikkate alınmadığını, diğer davalıların bankalara aşırı derecede borçlu olduğu ve haklarında yasal takip yapıldığını, buna ilişkin belgelerin de getirtilmediğini, davalıların taşınmazı alacak ekonomik güçleri olmadığını, bedelin yanlış tespit edildiğini, bedelin elden ödendiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, taşınmazın kısa sürede el değiştirdiğini, davalı …’in taşınmazı satın aldıktan sonra hiçbir bildirimde de bulunmadığını, tanık beyanlarının göz ardı edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
3.2.2. TMK’nın 1023 üncü maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”, 1024/1. maddesinde; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2 nci maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3 üncü maddesinde; “Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yukarıda (V/3.2.) numaralı paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre (IV/3.) numaralı paragrafta belirtilen şekilde kararın verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye harcın davacılardan alınmasına, 23/11/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.