Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2022/1742 E. 2022/8752 K. 15.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1742
KARAR NO : 2022/8752
KARAR TARİHİ : 15.11.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden davanın davalı … yönünden husumetten, davalı … Eğitim Vakfı yönünden esastan reddine yönelik olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 15/11/2022 tarihinde davacı asil … ve vekili Av. … ile davalılardan Levent vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; dava dışı … şirketinde iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştığını, çalışma süresi zarfında şirket uygulaması olarak … tarafından ortak hesapta toplanmak üzere kendisiyle birlikte diğer 23 üst düzey çalışanın ücretinden düzenli bir şekilde “emeklilik fonu” adı altında kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin emeklilik fonu olarak biriktirilmesi sebebiyle itiraz etmediğini, ücretinden yapılan kesintilerden oluşan 361.940 TL’nin bilgi ve iradesine başvurulmadan davalı vakfa dürüstlük kurallarına aykırı ve haksız bir şekilde bağışlandığını, bağıştan 12/04/2012 tarihli makbuzunun kendisine gönderilmesiyle haberdar olduğunu, bağışın davalı …’in talimatı ile gerçekleştirildiğini, parasının iadesini talep ettiğini ancak bir sonuca ulaşamadığını, davalıların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduklarını ileri sürerek; 361.940 TL’nin 12/04/2012 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar; davacının ücretinden işverence herhangi bir kesinti yapılmadığını, ilgili kişilerden kendi istek ve iradeleriyle bir müşterek hesap açtırarak emekli olarak ayrıldıklarında çekmeleri konusunda anlaştıklarını, davacının 23/05/2007 tarihinde …. Noterliğinde 29732 yevmiye nolu şarta bağlı bağış belgesinde, … şirketlerinden emeklilik dışında bir yol ile ayrıldığında emeklilik fonu denilen müşterek hesapta bulunan paraların tümünü …’a bağışladığını kayıtsız ve şartsız kabul ettiğini, bağışlama irade ve isteğinin bir
gereği olarak miktarın … hesabına aktarıldığını, sebepsiz zenginleşmeden söz edilemeyeceğini, aynı bedeli başka bir davada da talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; davalı … tarafından verilen talimat gereğince paranın diğer davalı vakfın hesabına geçirildiği, davacının taahhüt ve beyanının emredici hükümlere aykırılık nedeniyle hükümsüz olduğunu, geçersiz bir beyana dayanılarak davacının ortak olduğu müşterek hesaptan yapılan dava konusu kesintinin davacıya faizi ile birlikte davalılar tarafından iade edilmesi gerektiği, ancak davaya konu 361.940 TL ve işçilik alacaklarına ilişkin aynı zamanda iş mahkemesinde açılan davada, tüm hak ve alacak talepleri bakımından davanın sulh yoluyla sonlandırılmasına karar verildiği, bu bedelin iş mahkemesi dosyasındaki sulh sözleşmesi uyarınca tahsil edildiği, dava konusu alacağın sulh sözleşmesinde ayrık tutulmadığı gerekçesiyle; konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; dava konusu bedelin davalı vakıf hesabına aktarıldığı, söz konusu bedel uhdesinde kalmadığından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı …’ten talep edilemeyeceği, aynı konuya ilişkin iş mahkemesi dosyasında sulh sözleşmesine göre değil, tarafların beyanlarına göre karar verildiği, buna göre emeklilik fonuna dair işbu davadaki talep olan 361.940,00 TL’nin iş mahkemesinde bir şekilde davacı tarafından tahsil edildiği, davalı vakıf yönünden davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında; davalı … yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı vakıf yönünden davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararındaki yazılı gerekçelere ve dava konusu bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalı …’ten talep edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre; davacı vekilinin, davalı … hakkında verilen hükme yönelen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının, davalı Vakıfa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
TBK’nın 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu bedelin noterde düzenlenen taahhüt esas alınarak 12/04/2012 tarihinde davalı vakıf hesabına aktarıldığı, ancak bağış beyanının içeriği itibariyle emredici hükümlere aykırılık teşkil ettiğinden hükümsüz olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu bedele yönelik, davacının ilk olarak iş mahkemesinde işçilik alacakları ile birlikte dava dışı işverene karşı dava açtığı, yargılama sırasında taraflar arasında düzenlenen 10/12/2019 tarihli sulh sözleşmesiyle; birbirlerinden alacaklarının bulunmadığına dair beyanda bulundukları, dava konusu bedelin sulh sözleşmesinde ayrık tutulmadığı, daha sonra da davacının alacağını sulh kapsamında tahsil ettiği görülmektedir.
Her ne kadar, dava konusu bedel; taraflar arasında düzenlenen sulh sözleşmesi kapsamında, dava dışı işveren tarafından üstlenilmiş olsa da; davalı vakfın sebepsiz zenginleştiği olgusunda değişiklik bulunmadığı, 10/12/2019 tarihli sulh sözleşmesiyle tahsil edilen bedel yönünden işbu davanın konusuz kaldığı açıktır.
O halde, bölge adliye mahkemesince; davacının, davalı vakfa yönelik hesabına aktarılan bedeli talep edebileceği, ancak davacının bu bedeli yargılama sürerken dava dışı işverenden tahsil ettiği dikkate alınarak, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve buna göre yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı Vakıftan alınıp davacıya, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı …’na verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın aynı Kanun’un 373/2 maddesi uyarınca kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 15/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.