YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2660
KARAR NO : 2009/2564
KARAR TARİHİ : 04.05.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar ile davalı … vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın … yönünden reddine, Şeref yönünden maddi tazminat isteminin ıslahla artırılan kısım da dikkate alınarak kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine dair verilen karar davacılar ile davalı … vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı … Çorum Cumhuriyet Başsavcılığından alınan 05.10.2004 tarihli savunmasında davacıların tarlasına kuyu sondaj işini yapmak için anlaştıklarını, bu iş için 11.300,00 TL aldığını ve bir kısım sondaj işlerini yaptığını kabul etmiş, 15.03.2006 tarihli dilekçesinde yazılı anlatımında…’dan aldığı paranın 3000 Euro olduğunu, davalı …’le ortak çalışmaya başladıklarını, ancak dava konusu hususlar patlak verince ortaklığı bozduğunu beyan etmiştir. 13.10.2003 tarihli “protokoldür” başlıklı belgede davalı … davacılardan Mithat’dan kuyu için 3000 Euro teslim aldığını, kalan miktarının iş bitiminde alınacağını belirterek imzalamış ve davacılara vermiştir. Bir sübjektif hak ya da alacak
kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir. Alacak ya da tazminat davasında davalı olma sıfatı (pasif husumet) o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Somut olayda davalı … diğer davalı …’le birlikte adî ortaklık şeklinde, davacılara ait tarlada su kuyusu sondaj işini üstlenmiş olduğundan, sözleşmenin eksik ya da ayıplı ifası nedeniyle oluşan zarardan Şeref’le birlikte kendisi de sorumludur. Bu nedenle davalı …’e husumet yöneltilmesi yerinde olup kabul edilecek tazminattan bu davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken hakkındaki davanın husumetten reddi doğru olmamıştır.
3-Öte yandan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için, alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, yöntemine uygun ihtarla borçlunun temerrüde düşürülmesi ya da borcun kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması gerekir (BK.mad. 101/I-II). Somut olayda; davadan önce temerrüt ihtarı bulunmadığından kabul edilen maddi tazminat alacağı ile ilgili olarak dava dilekçesinde talep edilen miktar için dava tarihinden, ıslahla artırılan kısım yönünden de ıslah tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken, tüm alacak için daha önceki tarihden faiz uygulanması da usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde yazılı nedenlerle davacılar ile davalı …’in diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlere göre kabulü ile hükmün (2.) bent uyarınca davacılar yararına, (3.) bent gereğince de davalı … lehine BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı …’e geri verilmesine, 04.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.