YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5365
KARAR NO : 2006/7229
KARAR TARİHİ : 21.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.9.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar, …, …Köyü 769, 770, 771, 773, 774, 780, 785, 832, 837, 929 ve 982 parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kayıtlarında paydaş olup, tapu kayıtlarında soyisimlerinin MERDE olarak yazıldığını, ancak nüfus kayıtlarında soyisimlerinin MERDEN olarak geçtiğini belirterek nüfus kayıtlarına uygun tashih istemişler, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesi neticesinde, somut olayda davacıların paşdaş olduklarını iddia ettikleri 769 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydının dosyaya celp edilmediği, az yukarıda 2 ve 3 numaralı bentlerde belirtilen Nüfus Müdürlüğünden kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka bir kişinin kaydının bulunup bulunmadığı hususundaki Nüfus Müdürlüğü araştırmasının ve C.Savcılığı aracılığı ile taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka bir kişinin kaydının bulunup bulunulmadığı yönündeki zabıta araştırmalarının da yapılmadığı sabittir. Bunun yanında 5 numaralı bent gereğince tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise tesbit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılabileceği hususu da gözden uzak tutulmamalıdır.
Kabule göre de, davacı paydaş …’in dava konusu 773 ve 770 parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kayıtlarında 5/20 oranında pay sahibi olarak gözüktüğü halde dava konusu tüm parseller bakımından hakkında hüküm kurulması ve yine dosya kapsamındaki 771, 773, 770, 780, 774 ve 785 parsellere ait tapu kayıtlarında davacının adının “…” olarak geçtiği halde, hükümde davacının söz konusu parsellerde adının “Adil” biçiminde yer alması da doğru görülmemiş, söz konusu hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiş; davacıların dava dilekçesinde talepleri olduğu halde 929 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına ilişkin tashih talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği halde davacı temyizi olmadığından bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.